Önce Ashâbı, Sonra Kendisi: Efendimiz’in (s.a.v.) İkram Ahlâkı

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), en zor ve kıtlık günlerinde dahi kendi ihtiyacını geri plana bırakarak ashâbını önceledi. Câbir ve Ebû Hüreyre’nin (r.a.) rivayetleri, Efendimiz’in (s.a.v.) îsâr, ikram ve paylaşma ahlâkını ve bu fedakârlığın bereketini gözler önüne seriyor.

Câbir -radıyallâhu anh-, hendeğin kazıldığı zorlu günlerde Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i açlıktan karnı içine çökmüş bir vaziyette gördü. Evde ailesine bir miktar yemek pişirtti. Sonra da Efendimiz’i hânesine davet etti.

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu davete tek başına icâbet etmedi. Bütün cemaatini toplayarak gitti. Evvelâ ashâbına ikrâm etti, onları güzelce doyurdu, ancak ondan sonra gönül huzuruyla kendi açlığını giderdi.

Bir başka ikram hâtırasını Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

“Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allâh’a yemin ederim ki; ben bazen açlıktan karnımı yere dayar, bazen de mideme taş bağlardım.

Bir gün sahâbîlerin geçtikleri yol üzerine oturmuştum. Hazret-i Ebûbekir uğradı. «Belki beni doyurur» düşüncesi ile kendisine Allâh’ın kitâbından bir âyet sordum. Cevap verdikten sonra geçip gitti, bir şey yapmadı.

Sonra Hazret-i Ömer geldi. «Belki beni doyurur» düşüncesi ile ona da Allâh’ın kitâbından bir âyet sordum. O da cevap verdikten sonra geçip gitti, bir şey yapmadı.

Daha sonra Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- benim yanımdan geçti ve beni görünce tebessüm etti. Kalbimden geçeni yüzümden anlayarak;

«–Ebû Hüreyre!» dedi. Ben de;

«–Buyurunuz, yâ Rasûlâllah!» dedim. Rasûl-i Ekrem Efendimiz;

«–Beni takip et.» buyurdu ve yoluna devam etti. Ben de peşinden yürüdüm. Hazret-i Peygamber evine girdi. Ben de girmek için izin istedim; izin verilince içeri girdim. Bir kap içinde süt buldu ve;

«–Bu süt nereden geldi?» diye sordu.

«–Falan şahıs onu Siz’e hediye etti.» dediler. Bunun üzerine Allah Rasûlü;

«–Ebû Hüreyre!» diye seslendi. Ben;

«–Buyurunuz, yâ Rasûlâllah!» dedim.

«–Suffe ehline git, onları bana çağır.» buyurdu.

Suffe ehli, İslâm misafirleri idi. Onların ne sığınacak aileleri ne malları ne de bir kimseleri vardı. Hazret-i Peygamber; kendisine bir sadaka geldiğinde onlara gönderir, kendisi ondan hiçbir şey almazdı. Şayet gelen bir hediye ise; onlara da gönderir, kendisi de ondan bir parça alır ve böylece gelen hediyeyi onlarla paylaşırdı.

Allah Rasûlü’nün suffe ehlini davet etmesi hoşuma gitmedi. Kendi kendime; «Bu süt, suffe ehli arasında kime yetecek ki! O sütü içerek kuvvetlenmek, herkesten çok benim hakkım. Oysa onlar geldiğinde Rasûlullah bana emreder, ben de onlara veririm; belki de o sütten bana kalmaz. Fakat Allah ve Rasûlü’nün emrine itaat etmemek de olmaz.» dedim.

Neticede onlara gittim ve kendilerini davet ettim. Onlar bu davete icâbet ederek içeri girmek için izin istediler. Kendilerine izin verildi, onlar da evde yerlerini aldılar. Hazret-i Peygamber;

«–Ebû Hüreyre!» diye seslendi. Ben;

«–Buyurunuz, yâ Rasûlâllah!» dedim.

«–(Sütü) al, onlara ikrâm et!» buyurdu. Ben de süt kabını aldım, sırayla herkese ikrâm etmeye başladım. Verdiğim kişi kanıncaya kadar içiyor, sonra kabı geri veriyor, ben bir başkasına veriyordum, o da kanıncaya kadar içiyor sonra geri veriyordu. En sonunda kabı Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e verdim. Topluluğun hepsi süte kanmışlardı. Rasûlullah kabı alıp elinde tuttu ve bana bakıp tebessüm etti. Sonra;

«–Ebû Hüreyre!» dedi.

«–Buyurunuz, yâ Rasûlâllah!» dedim.

«–Bir ben kaldım, bir de sen.» buyurdu. Ben;

«–Doğru söylediniz, yâ Rasûlâllah!» dedim.

«–Otur da iç!» buyurdular. Ben de oturdum ve içtim. Sonra yine;

«–Otur, iç!» buyurdu. Yine oturdum ve içtim. Rasûl-i Ekrem Efendimiz durmadan;

«–İç, iç!» buyuruyordu. Sonunda ben;

«–Hayır, Sen’i hak peygamber olarak gönderen Allâh’a yemin ederim ki, artık içecek yerim kalmadı.» dedim.

«–Bana ver!» buyurdu. Kabı Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e verdim; Allah Teâlâ’ya hamdetti, besmele çekti ve kalan sütü kendisi içti.” (Buhârî, Rikāk, 17)

Bu hâdisede, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; sahâbîsine îsârı, ne güzel öğretmiştir!.. Yine Efendimiz; herkese ikrâm ettikten sonra, en son kendisi içmiştir. O fedâkârlığın bereketiyle, o azıcık süt herkese yetmiştir.

İslam ve İhsan

PEYGAMBERİMİZİN HAYATINDAN İSAR ÖRNEKLERİ

Peygamberimizin Hayatından İsar Örnekleri

ŞAİRLERİN DİLİNDEN EFENDİMİZ’İN CÖMERTLİK VE ÎSÂRI

Şairlerin Dilinden Efendimiz’in Cömertlik ve Îsârı

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle