Ruhaniyet nedir? Ruhaniyet kelimesinin anlamı nedir? Ruhaniyet kelimesine örnek cümleler...
Yunus Emre Hazretleri, şeyhi Taptuk Babaʼnın dergâhında, nefsini terbiye etmek için “erbaîn”e girer. Kırkıncı gün, nefsine sahip olup olamayacağı hususunda bir imtihandan geçirilir.
Allah dostlarının, insanların rûh ve kalbine tesir maksadıyla kullandıkları en mühim vâsıtalardan biri olan sohbet ve zikir meclisleri, ilâhî rahmet, huzur, rûhâniyet ve feyzin sağanak sağanak yağdığı dünyadaki cennet bahçeleridir. Zira nefsini tezkiye, kalbini tasfiye etmiş bir kimsenin sözlerinde, yaşadığı hâlin duyguları yüklüdür. Bu duygularla ve ihlâsla söylenen sözler, muhâtabın kulağından kalbine yol bularak, hayırlı tesirler hâsıl eder ve ebedî saâdete vesîle olur.
“Bütün gaybları en iyi şekilde bilen Cenâb-ı Hak, ibadetlerin sûretleri ile birlikte kulluk vazifesinin îfâsını da rûh ve rûhâniyetin en derin ve en hassas noktasından bekler.”[1]
Büyük Hak dostları, Allâh’ın yardımının ve muvaffakıyetin ancak gayretle mümkün olduğunu ifâde etmişlerdir. Yani çalışıp gayret eden muvaffak olur.
Manevi sohbetlerin hayatımıza yaptığı 6 tesiri sizler için derledik.
Mânevî eğitim, oturma işi değildir. Bilâkis o, yüksek bir enerji gerektirir. Sohbetçi, çevresine hayranlık veren bir İslâm şahsiyeti, sağlam bir karakter ve güçlü bir rûhâniyet tevzî etmelidir. Bunun için de en başta sohbetçinin kalbi, müsbet enerjiyle dolu olmalıdır. Aksi hâlde sohbet, dört duvar arasındaki kuru bir beraberlikten öteye geçemez.
Ramazân-ı şerîf, âdeta yoğunlaştırılmış bir mânevî tekâmül mektebi... Öyle ki; gönülleri zenginleştiren, kalplere seviye kazandıran; oruç, iftar, sahur, terâvih, mukābele, duâ-zikir, fitre-zekât, îtikâf, bin aydan hayırlı Kadir Gecesi ve bayram, bu mektebin temel dersleri... Bütün bu dersleri lâyıkıyla idrâk edip imtihanlarından yüksek not alabilmek ise, ilâhî af bayramına ererek ebedî kurtuluş berâtını alabilmenin en güzel yolu…
İnsanda rûhâniyet ve nefsâniyet, bir terâzinin iki kefesine benzer. Biri hafiflediğinde diğeri ağırlık kazanır. Dolayısıyla gönüller, fânî hazlardan uzaklaşmadıkça bâkî lezzetlere kavuşulamaz. Tıpkı çocukların sütten kesilmedikçe yüksek gıdâlara ve hayâtî lezzetlere eremedikleri gibi.
Şeyh Edebali Hazretleri’nin en büyük eseri, birçok zevât-ı kirâmın yaptığı gibi kitaplar değil, birbirini takip eden îman ve İslâm yolunda seferber mücâhid nesiller olmuştur. Bu anlamda 623 senelik Osmanlı cihan devleti de Edebali silsilesinin böyle bir gönül eseridir.