peygamber efendimiz

Sünnetin İslam'daki Yeri

Sünnet, Peygamber Efendimiz’den Kur’ân dışında sâdır olmuş her türlü söz, fiil ve takrirlerden oluşmaktadır. Daha kısa ve fıkıh usûlü âlimlerinin anlayışına uygun bir anlatımla “Sünnet, Allah Resûlü’nün söz, fiil ve takrirlerinden ibarettir.”

Sünnetin Kaynağı Nedir?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hangi yolla ilim elde etti? Sünnetin kaynağı neydi? Hz. Peygamber’deki peygamberlik melekesi, diğer bir ifadeyle nübüvvet ilminin kaynağı nedir?

İnsanlığın Kurtuluşu Bu Âyet-i Kerimede Gizli!

Prof. Dr. Ömer Çelik, İnsanlığın kurtuluşunun ne ile olacağını anlatan o âyet-i kerimeyi açıklıyor...

Peygamberimizin En Azılı Düşmanı

Peygamber Efendimizin öz amcası olmasına rağmen iman etmeyip kendisine kin, düşmanlık ve saldırıları ile karşılık veren Ebû Leheb’in Tebbet Sûresi’nde muhatap edilişi anlatılıyor.

Örnek Bir İnsan Modeli

Güzel ahlâk; pek çok yansıması bulunan bir şahsiyet bütünlüğüdür. Bazı insanlarda güzel ahlâkın bazı şubeleri daha fazla öne çıkar. Ancak ahlâk, bir bütünlük arz ettiği için, genel mânâsıyla faziletlerin çokluğu insanî zaaf ve hataların azalmasına sebep olur.

Fıtratın Neye Meyyalse Ona Meftunsun

Türk edebiyatının büyük şairlerinden Fuzûlî'nin Su Kasîdesi'nden iki mısra ve anlamı... 

Gökyüzüne Manevi Olarak En Yakın Nokta

Burası, gökle yerin âdeta kesiştiği nokta… Dünyanın gökyüzüne -mânevî olarak- en yakın noktası… Bu yüzden “Hazret-i Süleyman’ın mührü” olarak kabul edilen iki yıldızın iç içe geçmiş şekli; gökyüzüyle yeryüzünün kesişme noktası demek olan Kudüs’ün bir sembolü olmuştur.

Sünnetin Bağlayıcılığı Gerçek mi?

Sünnetin bir bütün ve kavram olarak bağlayıcılığı kesindir. Peygamber’e uymayı, verdiği hükme razı olmayı, onun hükmü karşısında mü’mint lere seçim hakkı tanınmadığını belirleyen âyetler, sünnetin müslümanların hayatındaki etkin ve bağlayıcı rolünü ortaya koymaktadır. Sünnetin bağlayıcılığı, tartışmasız bir gerçektir.

İlahi Mektepte İlk Ders

Hak dostları, başkasını incitmeme hususunda titizlikle durmuşlar ve gönülleri birer nazargâh-ı ilâhî, yâni bir bakıma mânevî kâ’betullâh olarak addetmişlerdir. Zîrâ, kim gönül kâ’besine zarar verirse, hakîkatte onun sahibini incitmiş olur.

Hocalık Yapan Sahabeler

Peygamber Efendimiz ve Halîfeler, İslâm dünyasının muhtelif merkezlerine pek çok âlim sahâbîyi hoca olarak gönderdi. Onlar insanlara Kur’ân’ı ve sünneti öğretiyorlardı.[1]