Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “İnsanı inciten kişinin, Allâh’ı incittiğinden haberi yoktur. O bilmiyor ki, bu küpün suyu, Hakk ırmağının suyu ile birleşmiştir.” (c.1, 2520) sözleriyle Allah'ın hiçbir mahlukatını incitmeme ahlakını bize hatırlatır.
Karşılaşılan kötülüklerin bir kısmı muhâtabın istihkâkı ile gerçekleştiğinden kötü hâdiselerde nefsi yoklayıp kendini hesaba çekmek lâzım gelir. Bu sebeple konuşmadan evvel ağzımızdan çıkacak lafızlara dikkat etmeliyiz.
Başkalarını hor görerek kendini beğenmek kadar, insanı mânen helâk eden başka bir felâket yoktur. Bunun içindir ki Mevlânâ Hazretleri, birçok mânevî tehlikeden selâmetin; tevâzuya bürünmekle mümkün olacağını ifade sadedinde şu teşbihte bulunmuştur: “Kılıç, boynu olanın boynunu keser!.. Gölge, yerlere döşenmiş olduğundan, hiçbir kılıç darbesi onu yaralamaya muvaffak olamaz.”
Kâmil insan, o kadar mükemmel bir ahlâk ve tabîate sahip olmuştur ki, -Allâh için müstesnâ- hiç kimseye kızmaz, hiç kimseden kırılmaz.
Peygamberleri, ilâhî memuriyetleri ve bunun neticesi olan mânevî dünyâları itibariyle kavrayamayanlar, itaat ve teslimiyet noktasına ulaşamayıp küstahlıkları sebebiyle zelîl olmuşlardır.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Bir Hak dostunun, yani bir peygamberin veya velînin gönlü incinmedikçe, Allâh, hiç bir kavmi rezil ve rüsvây etmemiştir.” (c.2, 3112) Bu beyit, kavimlerin zillete sürüklenmelerinin belli başlı sebeplerinden birinin, peygamber veya bir Allâh dostunu incitmek olduğunu ifade etmektedir.
Kur’ân Hâdimi Hafız Fahri Kiğılı, 30 yaşından sonra hafız olup kendisini İslam'a adadı. Çemberlitaş Atik Ali Paşa Camii’nin resmi imam-hatibliği görevinde bulunup onlarca talebe yetiştirdi.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi 1950-60’lı yıllardaki manevî manzaraları ve Kur’ân Hâdimi Hafız Fahri KİĞILI'yı anlatıyor.
Sâlihlerle beraberlikten maksat; kalbî bir beraberliktir. Zira fiilî beraberlik, her zaman mümkün olmayabilir. Yahut fiilî beraberlik olsa bile kalbî beraberlik olmadığında, yine bir fayda hâsıl olmaz.
Peygamber Efendimizin ümmetine muhabbeti, elbette bir babanın evlatlarına muhabbetiyle mukayese edilemeyecek derecede büyük ve şiddetlidir. Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Hazret-i Peygamberin “Ey ashabım! Ey ümmetim! Ben size bir babadan daha şefkatli ve merhametliyim.” (c.3, 1934) sözleriyle bu durumu anlatıyor.