Cenâb-ı Hak, dünyâ hayâtını bir imtihan âlemi olarak yaratmış, bu yüzden insanoğlunu hayra da şerre de temâyül edebilecek bir kâbiliyet ile techîz etmiştir. Dolayısıyla her bir kulun iç dünyâsı, hak ile bâtıl ve hayır ile şer temâyülleri arasında bir mücâdele sahasıdır.
Kibrin ve kinin başlangıcı, her türlü nefsânî arzulardan, bilhassa Kârûn gibi bir zenginliğe ve dünyevî isteklere karşı duyulan aşırı sevgidendir. Bu aşırı arzuların gönüle yerleşip kalması, kök salması da âdet ve alışkanlıktandır.
Şeytanın ilk ameli kibir sâikıyla Haktan yüz çevirmesiydi. Unutmayın ki bununla paralel düşenler de şeytan gibi merdûd (reddolunmuş) ve makhûr (kahrolunmuş) olmaktan kurtulamazlar.
Hikmetli söz ve davranışların rûhî hayata faydaları nelerdir? Tezkiyenin, hikmetli söz ve davranışların insana faydaları...
Meşhûr bir atasözünde “Meyve veren ağaç taşlanır.” denilir. Yani bilgili, hünerli ve iyi kimseler kıskanılır, eleştirilir ve işlerini yapmaları zorlaştırılır. Mevlânâ Hazretleri Mesnevî'sinde bu konuya değinir ve konuyla ilgili güzel örnekler verir.
Hazret-i Mevlânâ, başkalarını tenkid edenlerin çoğu kere o tenkidden kendi nefislerinin berî olduğu zannı ile bu hâlin kibirden neş’et ettiğini işaret etmektedir.
Bugün size hayat veren su, yarın sizi boğabilir. Hazret-i Ali’nin (r.a.) şu hikmetli sözleri kulağınıza küpe olsun.
“Çok zikir; adedi fazla olan değil, gafletten sakınarak ve huzûr ile yapılan zikirdir.”
Hazreti Mevlânâ, kibrin nasıl bir zehir olduğunu anlatıyor.
Kendini mükemmel kabul eden insanlar, eksiklerini düzeltmeye yönelmezler. Çünkü o eksikliklerin varlığını kabul etmezler. Bu, ancak o eksiklikleri idrak edip kendini böbürlenmekten koruyabilenlerin işidir.