Kıyâmet gününde nebi ve şehitlerin imrenerek bakacağı kişiler kimlerdir? İşte hadislerle nebi ve şehitlerin gıpta edeceği kişiler...
Hayır; mal ve evlât çokluğuyla değildir. Asıl hayr, hilminin artması ve ilminin sana fayda vermesidir. Bulunduğu mekân insana ibadet sevâbı kazandırmaz. Sen Allâh’ı görüyormuş gibi ibadet et ve kendini ölülerden say!
Dinimizde din kardeşine muhabbet beslemenin mükafatı nedir?
Ümmetin Allâh Resûlü’ne duydukları dâsitânî muhabbet tezâhürlerine dâir söylenecek pek çok söz, nakledilecek sayısız misaller vardır. Biz deryâdan bir katre misâli, ancak bâzı numûneler arz etmiş olduk.
“İslâm’da felsefenin yeri nedir? Felsefenin hakîkate ulaşmada en mühim vâsıta olarak gördüğü «akıl»la nereye kadar gidilebilir? Akıl terazisi bütün hakîkatleri tartabilecek kudrette midir? Aklın tıkandığı noktadan sonra nasıl yol alınabilir?” gibi sualler, tarihte olduğu gibi bugün de zihinleri meşgul etmektedir.
Mübârek ecdâdımız, asırlar boyunca Allâh Resûlü’nün hâtıralarına ve mukaddes emânetlerine târifi mümkün olmayan bir hürmet ve muhabbet göstermişlerdir. Bunun muhteşem misallerinden bir kısmını görmek için, ecdâdımızın onlara hizmeti en büyük bir şeref telâkkî ettikleri Mukaddes Emânetler’in târihine bir göz atmak kâfî gelecektir.
Peygamber aşığı İmâm Bûsîrî’nin Hz. Muhammed'e (sallallahü aleyhi ve sellem) duyduğu müthiş muhabbet...
Selmân -radıyallâhu anh- din kardeşliği hukûkuna çok riâyet ederdi. Hattâ vâlisi olduğu Medâin’den tâ Şam’a kadar yürüyerek gidip kardeşi Ebu’d-Derdâ’yı ziyarette bulunurdu.
Efendimiz’in vefâtından sonra Peygamber müezzini Bilâl-i Habeşî -radıyallâhu anh- üzüntüsünden, o semâları titreten güzel sesiyle bir daha ezân okuyamaz olmuştu.
Selmân -radıyallâhu anh-, samimî, mütevâzı ve geçim ehli bir Hak dostu idi. Kimseye külfeti olmazdı. Son derece mahviyet sahibiydi. Başta Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- olmak üzere bütün ashâb-ı kirâm, Selmân -radıyallâhu anh-’ın Allâh’a kulluğundaki vecd, heyecan ve huşû hâline imrenmişlerdir.