Osman Nuri Topbaş

Peygamberimiz Zamanında Fetva Veren Sahabi

Selmân-ı Pâk -radıyallâhu anh-; âlim, zâhid, dünyaya değer vermeyen, lüks ve israftan uzak duran, alçak gönüllü, güzel ahlâklı, parlak zekâya sahip, kahraman ve fedâkâr bir sahâbî idi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e husûsî bir yakınlığı vardı. Peygamber Efendimiz zamanında fetvâ veren sahâbîlerden biriydi. Hayatı boyunca İslâm’ı bulmak ve onu insanlara öğretmekle meşgul olmuştur. Fârisîlerin ilk müslüman olanıdır.[1]

Mecnun'un Muhabbetindeki Sır

Sevdiği için çöllere döşen Mecnun'un büyük bir muhabbetle mahlukatı sevmesinin sırrı...

Ensar ve Muhacirin Paylaşamadıkları Sahabi

Selmân -radıyallâhu anh-’ın Allah yolundaki fedâkârlıkları, Peygamber Efendimiz’e muhabbeti ve Sünnet-i Seniyye’ye bağlılığı, onun Ehl-i Beyt’ten sayılmasına vesîle olmuştur. Selmân -radıyallâhu anh-, her hâliyle ve bilhassa da Allah yolundaki fedâkârâne gayretleriyle öyle güzel bir numûne şahsiyet hâline gelmişti ki, Ensâr ve Muhâcirler “Selmân bizdendir.” diyerek onu paylaşamaz olmuşlardı.

İlahi Aşka Nasıl Ulaşılır?

Beşerî aşk, ilâhî aşka açılan bir kapı olabilir mi? Mecnûn’un Leylâ’da başlayıp Mevlâ’da son bulan aşkı, hakikî muhabbetin izini nasıl sürer?

Allah'ı Aramanın İbretlerle Dolu Hikayesi

Selmân-ı Fârisî -radıyallâhu anh- [v. 654], fıtraten çok temiz yürekli ve mütevekkil bir zât idi. Her ne pahasına olursa olsun, Hicaz’dan doğacak hidâyet güneşinin işrâkı esnâsında orada bulunmak istemiş ve bunun için sayısız meşakkatlere katlanmıştı. Onun bu ibretli hayat hikâyesi, bizim için; Hakk’ı ve hakîkati aramanın, bu uğurdaki fedâkârlığın ve îmânı aşkla yaşama heyecanının canlı bir misâlidir.

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi Kimdir?

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi kimdir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin ilim ve hayır hizmetleri nelerdir?

Hz. Ebubekir’in Hikmetli Sözleri

Hazreti Ebubekir'in (radıyallahu anha) söylediği hikmetli sözler...

Hz. Ebubekir’in Vefatı

İbn-i Ömer Hazretleri’nin rivâyetine göre Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh-’ın vefâtına sebep olan şey, onun Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in vefâtından duyduğu derin üzüntüdür. Hakîkaten o, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in vefâtına o kadar üzülmüştü ki, mübârek vücudu eriye eriye iyice zayıfladı ve nihâyet vefât etti.[1]

En Yüce Bilgi

Âlimlerimiz, ilmin şerefini konusuna göre değerlendirmişlerdir: “En şerefli bilgi “Mârifetullah” yâni “Allah’ı tanıma” bilgisidir.” Hatta yaratılışımızın en önemli gâyesi olarak da mârifetullahı görmüşlerdir. Zira kulluğun keyfiyet ve mertebesi, ancak mârifetullah ile gerçekleşebilecektir.

Nefsin Tezkiyesinin Mahiyeti

Kulun, hüsn-i hâtime ile, yâni îmân ile son nefesini verebilmesi için öncelikle nefsini tezkiye, kalbini tasfiye etmesi, yâni çirkin temâyüllerden temizlenip, yüce hasletlerle müzeyyen hâle gelmesi ve Cenâb-ı Hakk’ın esmâ-i hüsnâsının (güzel isimlerinin) tecellîlerine nâil olması gerekmektedir.