Osmanlı devrinde kudsî beldelere gösterilen hürmet hayran bırakıyor. Osmanlı'nın Harameyni’ş-Şerîfeyn’e gösterdiği hürmeti anlatan güzel bir örnek...
Osmanlı’da pâdişahlık alâmeti nedir? Padişahlık nasıl gerçekleşirdi? İşte cevabı...
Câfer-i Sâdık (r.a.) güler yüzlü, tatlı sözlü bir Hak dostu idi. Sîreti ve sûreti çok nurluydu. Büyük dedesi Hazret-i Ali’ye çok benzerdi. Son derece vakur ve mehâbetli idi.
Yüzakı Dergisi 147. sayısı "Üç Aylar... Mü'minlerin Rahmet Kimliği: Merhamet" kapağı ile çıktı.
Câfer-i Sâdık (r.a.); şefkat, merhamet, hilim, sabır, affedicilik, cömertlik gibi ahlâkî hasletlerin zirvesindeydi. Cenâb-ı Hak’tan başka kimseden korkmazdı. Allah yolunda, kınayanın kınamasına zerre kadar değer vermezdi. Makâmından dolayı idâreciden, kalabalığından dolayı halktan çekinmezdi. Methedenin övgüsü onu aldatmaz, düşmanın yermesiyle de yolundan dönmezdi.
Yapılan hata ve gafilane hareketlere son derece celalli olan Yavuz Sultan Selim'in, İslâm’ın kıldan ince, kılıçtan keskin ölçüsü karşısındaki halini anlatan misal...
Câfer-i Sâdık Hazretleri, uzleti tercih edip kendini ilme ve ibadete vermiş, âbid, zâhid, huşû hâlinde yaşayan büyük bir Allah dostudur.
Öğrendiği âyetin dehşet ve heybetinden hasta olup ölüm döşeğine düşen ve çok geçmeden rûhunu teslîm eden çocuğun ibretlik hikâyesi...
Tâzim ve hürmet kişiye dâima güzellik getirmiştir. İmâm-ı Azam’a nispet edilen şu söz bu anlamda mânidardır. “Hedefine erişen saygı ve tâzimle erişti. Mahrum kalan da tâzim ve hürmeti terkettiği için mahrum kaldı.”
Hz. Hasan'ın abdest alırken girdiği hal ve mescide girerken okuduğu dua...