Osman Nuri Topbaş

Manevi Sohbete Önem Veren Hakikat Yolcuları

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri Nakşibendiyye yolunda “sohbet”in çok mühim bir esas olduğunu sık sık hatırlatır ve şöyle buyururdu: “Bu tarîkatte, (mânen) faydalanma ve faydalandırmanın esas noktası sohbettir. Sohbette söz ve yazıyla iktifâ edilmez. (Bunlarla birlikte «kalbî beraberlik» de lâzımdır.)”[1]

Dünya Sevgisi Bulaşmamış Kalp

Fuzuli, gerçek saadeti Allah sevgisinde arayanlardandır.

Genç Fatih’in Babasına Müthiş Sorusu

Sultan II. Murat’ın hayatta iken oğlu Şehzâde Mehmet’e verdiği târihî nasîhatler...

Hak Dostlarının Kalplerde İz Bırakmasının Sırrı

Rabbimiz velî kullarına, ihlâs ve samimiyetlerine mukâbil, gönüllerde tasarruf salâhiyeti ihsân eylemiştir.

Fâtih'e İstanbul'u Fethettiren Mektup

Kuşatma altındaki Bizans'a yiyecek ve yardım getiren 3 Ceneviz ve 1 Bizans nakliye gemisi Zeytinburnu açıklarında Osmanlı donanmasını atlatarak Haliç'e geçmeye muvaffak olur. İşte Fatih'e ait atını denize sürerken tasvir edilen o müthiş tablo o an cereyan eder. Öfkelenen Fatih, atını denize sürer.

Mazeretsiz Savaşa Katılmayan Üç Sahabi

Tebük Seferi’ne iştirak etmedikleri için ağır bir imtihana tabi tutulan üç sahabinin meşhur tövbesi ve affı...

Münafıkların Kurduğu Tuzaklar

Münafıkların tuzakları nelerdir? Cenab-ı Hakk’ın münafık saydıkları kimlerdir?

Aklın 'bilme-bulma-anlama' Gücü

Büyük İslâm âlimi, tarihçi ve sosyolog İbn-i Haldun "Akıl sağlam bir terâzidir. Ama onunla Allâh’a ve âhirete âit meseleleri, peygamberlik hakîkatlerini, akıl ötesi hakîkatleri ölçemezsiniz. Bu boş bir gayret olur ve bir kişinin, «Ne kadar hassas tartıyor!» diye kuyumcu terazisinde dağları tartmak istemesine benzer. Terazinin sağlamlığına bir şey denilemez ama onun gücünün bir sınırı vardır. Aynı şekilde aklın «bilme, bulma, anlama» gücünün de bir sınırı vardır, onun dışına adım atamaz." diyor.

Sâlihlerle Beraber Olabilmenin Yolu!

Muhterem Osman Nûri topbaş Hocaefendi, "Sadıklarla beraber olabilmenin yollarını" bizlere gösteriyor. 

Peygamber Aşığı Bir Yetim

Tebük Seferi’nde yalnız bir sahâbî şehît olmuştur. Bu sahâbî, müşrik bir kabîle içinde İslâm’la şereflenen Abdullâh el-Müzenî’dir.