Osmanlı padişahlarını 'büyük' yapan, cihan sultanları oldukları halde, dünyanın mülk ve ihtişamını gönül saraylarına sokmamalarıydı. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'nin temeline ilk harcı koyduğu Sultan Ahmet Camii'nin inşâsı sırasında, Sultan I. Ahmed'in kayda geçen bu hikayesi, makamın zirvesindeyken kulluğun zirvesini yaşamaya güzel bir numune niteliği taşıyor.
Mesnevî’nin ilk onsekiz beyti, Mevlânâ’daki fikrî incelik, maharet ve mânâ enginliğini gösteren sırlar deryâsıdır. Onun için Mesnevî’nin bu giriş bölümü, beyit-beyit, kelime-kelime, hatta harf-harf açıklanmış ve nice zengin şerhler yapılmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) evdeki vaktini nasıl değerlendirirdi? Ailesine ve kendisine nasıl vakit ayırırdı? İşte Efendimiz'in ev hayatında vakit disiplini...
Yüzakı Dergisi'nin 165. sayısı çıktı.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Bursalı Tesbihçi Hüseyin Efendiyi anlatıyor...
Toplumsal manevi hastalıkların defi için müslümana düşen vazifeler nelerdir? Başlarında peygamberleri olmalarına rağmen Ad, Semud, Lut ve benzeri birçok kavmin helak olma sebepleri nelerdir? Ne yaptılarda Allah'ın azabına dûçar oldular? Bugün bizler Allah'ın rahmetine nâil olabilmek için neler yapmalıyız? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor...
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hâne-i saâdetleri, dünyanın en mesut yuvasıydı. O yuvadan burcu burcu saâdet râyihaları yayılırdı.
Hak ve hakîkat adına her fetret devrinden kurtuluşun en mühim vesîlesi, Kur’ân hizmetlerindeki gayretler olmuştur. Bu zamanda bütün ümmetin yeniden silkiniş ve öz benliğine dönüşünü temin edebilecek olan asıl hizmet, Kur’ân-ı Kerîmʼe duyulan ilgi ve alâkaya revaç verebilmektir.
İlmin hakîkati, yaşanmasıyla ortaya çıkar. Bildiklerini tatbik etmeyen âlim, “kitap yüklü merkep” misâli, mânâsız bir hamallık yapar. İlim, kişiyi Hakk’a, hakîkate, takvâya, sâlih amellere sevk ediyorsa ilimdir. Yoksa Şeytan’da da ilim vardı, Kârun da ilim sahibiydi. Fakat ilim, benliklerini palazlandırıp onları dehşetli bir kibir ve gurura sürüklemişti.
İnsanların hatâlarını affetmek ve kusurlarını örtmek, en mühim ahlâkî vasıflardan biridir. Cenâb-ı Hakk’ın sevdiği bu güzel haslet, îman ve ahlâkın kemâline işâret eder.