Yıllardan beri dünya gündemi, birkaç senedir de ülke gündemi, büyük ölçüde ümmet yapısı ve gerçeği üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır. Ne acıdır ki, “Arap Baharı”ndan Ümmet-i Muhammed baharı doğacak diye ödleri kopan dünya egemeni Batılılar, İslâm coğrafyasını, birer bahane ile yangın yerine çevirdiler. Yangını bütün güçleriyle hala körüklemeye devam ediyorlar.
İslâm, “âile”ye nasıl bakar? İşte İslam'ın aileye verdiği önemin cevabı...
Yavuz Sultan Selim Han, dindar, mütevâzı ve gururdan ârî idi. Kuvvet ve kudretin, Allâh’a mahsus olduğunu, kendisinin ise, zafer için bir vâsıtadan ibaret bulunduğunu söylerdi. İşte Yavuz'un manevi özellikleri...
Yüzakı Dergisi bu ay "mü'minleri" konu ediniyor. Her zaman, mekân ve ahvâlde, mü’min kimselerin, hangi özellikleri taşımalarının gerektiği sıralanıyor.
İsrail, Batı Şeria ve Kudüs'te artan gerilimin ardından Filistinliler aleyhine yeni düzenlemelere imza attı.
Cengâver Sultan Yavuz Sultan Selim Han, çok sade bir hayat yaşadı. Az uyuduğu için ekserî geceleri kitap okumakla geçirirdi. Her öğün tek çeşit yemek yerdi. Ağaçtan tabak kullanırdı. Dünyevî lezzetlerden hoşlanmazdı. İşte Yavuz'un diğer özellikleri...
Ensar Vakfı Siirt Şubesi tarafından "Namazla diriliş" adlı konferans düzenlendi. Bu konferansta Türkiye'deki namaz kılma oranına da yer verildi.
Altınoluk Dergisi 356. sayısında "Bu ayet kime hitap ediyor?" sorusu ile Maide Suresi’nin 2’nci ayetini kapağına taşıyor. Bu soru çerçevesinde Müslüman bireyi kendini sorgulamaya davet ediyor, İslam toplumlarının hareket planını işaret ediyor.
Üsküdar’da bulunan Aziz Mahmud Hüdayi Camii’nde, her pazartesi sabah namazında, Hafız Mustafa Efe'nin imam hatipliğinde "ESNAF DUASI" yapılıyor.
Gerçek merhamet, şefkat ve cömertlik; kişinin sadece âile efradına ve yakınlarına olan iyilikleri değildir. Bilâkis, Peygamber Efendimizʼin buyurduğu gibi, en yakından başlayıp “bütün mahlûkâtı içine alan”, yani Yaratanʼdan ötürü bütün yaratılanlara gösterilen iyiliktir.