Âlimleri bekleyen en büyük tehlike, halkın itibarı karşısında şımarmak ve şöhret sevdalısı hâline dönüşmektir. Hatta bilerek ya da bilmeyerek ilahlaşma ve Rableşme temayüllerinin nefislerine sirayet etme ihtimalidir.
Mürşid-i Kamil kimdir? Cenâb-ı Hak, kâmil insan modelini en mükemmel şekliyle Peygamber Efendimizʼin şahsında insanlığa sergilemiştir. Dolayısıyla en büyük rehberimiz, örneğimiz ve mürşidimiz; şüphesiz ki Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimizʼdir.
Müslümanın her hâli Müslümanca olmalı. Tabiî bu da bir san’at. Zamana göre de değişir. Yani idare edeceğim derken, taviz yoluna fazla gitmek hatalı. Muvafık değil. Daha doğrusu izin yok. Müslüman samimi olacak. Kendini sevdirme kabiliyeti olacak. Samimi insanı düşmanları bile sever. Hatta buğz etseler bile yine sevmek zorundalardır.
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri’nin, tasavvuf yolundaki tesiri ve nüfûzu çok büyüktür. Öyle ki, Nakşîlik yolu, kendisinden sonra âdeta Hâlidîlik olmuş ve bu kol, Osmanlı coğrafyasının en yaygın tasavvuf mektebi hâline gelmiştir.
Abdullah Dehlevî Hazretleri, hizmetin ehemmiyet ve faydalarından bahsederek şöyle buyururdu:
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin zamanında bozuk fikirler ve bâtıl akımlar iyice çoğalmıştı. Çoğu Müslümanın akāidi sarsılmış, ibadet ve muâmelâtı ifsâd olmuştu. Buna çok üzülen İmâm-ı Rabbânî Hazretleri bütün gücüyle çalışıp gayret ederek insanlara tekrar Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat yolunu tâlim ediyordu.
İman-ı kâmile sahip olabilmek için tasavvuf eğitimi zorunlu mudur? Tasavvufî çevrelerde nakledilen: “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” sözü şöyle anlaşılmalıdır: “Mürşidi yani rehberi olmayan kişinin, rehberi şeytan olur”
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri İslâm’ın emir ve yasaklarına son derece bağlı idi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Sünnet-i Seniyye’sine tâbî olmadan yüksek mertebelere ulaşmanın mümkün olmadığını ısrarla vurgulardı.
"Veren el, alan elden daha hayırlıdır." sözü İslam dininin takvadaki üstünlüğe işaret eder. Yardım etmeye, geçimini üstlendiğiniz kimselerden başlayarak çevrenizdekileri gözetmek, onlara iyiliklerde bulunmak her Müslümanın görevidir.
Büyük Hak dostları, Allâh’ın yardımının ve muvaffakıyetin ancak gayretle mümkün olduğunu ifâde etmişlerdir. Yani çalışıp gayret eden muvaffak olur.