"Amel-i salih işlemek mi?" yoksa "Haram ve günahlardan kaçınmak mı?" işte cevabı...
Neredeeen nereye, diyeceğimiz dönemler içinde yaşıyoruz. Dün hayal edemediklerimizle, ufkumuza getiremediklerimizle buluşturuyor Rabbim bizi. Kucağımızda bulduklarımızı, zamanın hızlanan akışı içinde nereye nasıl konuşlandıracağımızı bilmekte zorlanıyoruz.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in terbiyesinde yetişen ashâb-ı kirâm, O’nun cömertlik ve diğergâmlığından da büyük bir nasîb almışlardı. Bugün bizim için en çarpıcı örneklerden biri, İbn-i Ömer Hazretleri’nin, sofrasında bir yetim olmadan yemek yemediği, her sofrasında muhakkak bir yetimin bulunduğu rivâyet edilir.
15 Temmuz darbe gecesini yaşadıktan sonra Türk milleti yeni bir döneme girdi; büyük savaş, “Cihad-ı Ekber” dönemi. Nasıl savaşmalıyız? Zihnimizi ve gönlümüzü temizleyerek, içimizdeki putları kırmak gerekir. Kendimizi kötülükten, şeytânî kuvvelerden, sahte tanrılardan ve kalbimizi istila edip orada hüküm süren putlardan temizlemek gerekir. Bu bir iç temizliktir.
İnsanlığa önder ve örnek olacak nesiller yetiştirmeye harcanan emek, yatırımların en kıymetlisidir. Ve bu konuda dertli olmak, dertlerin en değerlisidir… Kur’ân-ı Kerîm’de bunu dava edinenlerin başında Hz. İbrahim (a.s.) zikrediliyor.
Uzun süre hizmette bulunan bâzı şahıslarda zamanla hizmete karşı bir doygunluk duygusu oluşur ki bu durum, hizmet ehli adına bir tehlike başlangıcıdır. “Artık yeter” duygusu, kişiyi dünyaya çeken bir nefs fısıltısıdır. Bu vaziyet, insanın kendi eliyle kendisini tehlikeye atma gafletinden başka bir şey değildir.
"Hayır Torbası" ismini verdikleri sivil toplum kuruluşu çatısı altında bir araya gelen gönüllüler, Türkiye'de ve dünyanın farklı noktasındaki ihtiyaç sahibi ailelerin yardımına koşuyor.
Kalp, ilâhî feyizlerle hâllenince, onda Hâlık’tan ötürü mahlûkâta hizmet arzusu doğar. Dostluğun merkezine Allah ve Rasûlü’nü yerleştirenler, bütün mahlûkât ile dost olurlar. Böyle bir hizmet erinin yüreği, genişleyerek bütün mahlûkâtı içine alan bir “ganî gönül” yani bütün mahlûkâtı kuşatan seyyar bir dergâh hâline gelir. “Yaratılanı severiz, Yaratan’dan ötürü…” anlayışıyla bütün mahlûkâta şefkat, merhamet ve muhabbetle yaklaşmaya başlar.
Fahri Kâinat (s.a) Efendimizin hayatı, nezâheti belli. Büyükler de onu, mümkün olduğu kadar kendilerinde tatbik etmeye gayret etmişler. Müslümanlar zeki olacak; anlayışlı, nâzik, kibar olacak. Tabii nezâket çok mühimdir.
Samsun'un 19 Mayıs ilçesi Dereköy Mahallesi sakinleri, leyleklerin, ağaçtaki yuvaya girişini zorlaştıran dalları motorlu testereyle kesti.