GENÇ TV'nin hazırladığı "Hatırası Aziz İnsanlar" serisinde Kemalettin Altıntaş Amca, askerlik anısından söz açarak, namazın asla terk edilmemesini; kendisinin duyduğu bir ezanla nasıl tüm namazlarını kaza ettiğini ve askerde tekrar namaza başladığını anlatıyor. Kemalettin Amca anlatırken göz yaşlarını tutamıyor... İzlerken siz de duygulanacaksınız. Allah Kemalettin Amcamıza ve O'nun gibi kalbi güzel insanlara Allah hayırlı, güzel bir ömür versin.
Allah kelamından gereğince istifade için gönlümüzü ve aklımızı Kuranın istediği şekilde tezkiye etmemiz, oraya giren zararlı düşünce virüslerini temizlememiz gerekir. İmam gönle giren virüslerin kalbi manen hasta ettiğini ve bu durum düzletilmeden Kuran’ın kalbe fayda vermeyeceğini ifade eder.
Allah dostlarının, insanların rûh ve kalbine tesir maksadıyla kullandıkları en mühim vâsıtalardan biri olan sohbet ve zikir meclisleri, ilâhî rahmet, huzur, rûhâniyet ve feyzin sağanak sağanak yağdığı dünyadaki cennet bahçeleridir. Zira nefsini tezkiye, kalbini tasfiye etmiş bir kimsenin sözlerinde, yaşadığı hâlin duyguları yüklüdür. Bu duygularla ve ihlâsla söylenen sözler, muhâtabın kulağından kalbine yol bularak, hayırlı tesirler hâsıl eder ve ebedî saâdete vesîle olur.
Dini tahsilde bulunan kimselerin, dinini kimden öğrenmeleri hususunda uyanık olmaları, dini kimden öğreneceklerine çok dikkat etmeleri gerekiyor.
Asr-ı Saâdet toplumu, incelik, nezâket ve zarâfet toplumuydu. Onlar, insanlar bir tarafa, hayvanlara ve bitkilere dahî nezâketle davranıyor, hiçbir şeyi incitmiyorlardı. Böylelikle İslâm’ın güler yüzünü temsîl edecek kıvâma ulaşıyorlardı.
On üç yaşından beri İslâm’ı yaşamak için gayret vermiş. İslâm’ı konuşmak yerine temsil etmeyi seçmiş, tesettürüyle sessiz bir dâvetçi olmuş. Sevda Hanım, bu ayki misafirimiz... Özellikle idealist genç kızlarımıza yol gösterecek bir röportaj… Buyurun içimizdeki İslâm’ı sorgulamaya…
Ashab-ı Kiramın en mühim özelliği Allah'ın emirlerini uygulayıp, Efendimiz'i (s.a.v.) en güzel şekilde örnek alarak hayatlarına tatbik etmekti.
Hadisler olmasaydı, İslamiyet’i tam manasıyla öğrenemezdik. Ben Müslümanım diyen kimse, İslamiyet'i, onu getiren Peygamber gibi yaşamaya gayret edeceğine göre, öncelikle Rasûl-i Ekrem Efendimiz'in hadislerini ve sünnetlerini öğrenmeye gayret etmelidir.
İslam’ın bizden istediği, iyi niyetini muhafaza eden, hüsn-i zan duyguları içinde olmayı başarabilen; dedikodu, gıybet, yalan, kıskançlık, tecessüs, riyâ, kibir gibi kalbî hastalıklardan uzak durmaya çalışan, ideal ve ahlaklı bir insan portresidir.
İslam, o kadar kolay bir dindir ki, bazı zaman ve durumlarda, sırf zorluğu, meşakkati kaldırmak için, bazı tekliflerim ya kaldırmış ya ertelemiş veya yarı yarıya düşürmüştür.