Hz. Ebûbekir (r.a.) kimdir? Peygamber (s.a.s.) Efendimiz’in en yakın dostu, Altın Silsile’nin ilk halkası, cennete ilk girecek kişi, ikinin ikincisi, ilk Halife; Hz. Ebubekir’in (r.a.) hayatı.
İslâm’ı, güzelce yaşamakla mükellefiz. Bunun için hâl ve davranışlarımız dâimâ; İslâm’ın edep, nezâket, zarâfet ve fazîletlerine ayna olmalıdır. Yegâne hak dîn İslâmʼı, ona yakışmayacak hâl ve davranışlarla, yanlış veya kötü temsil etmek, ağır bir vebaldir! İnsanları dinden-îmandan soğutan, gönüllerde İslâmʼın îtibârını zedeleyen hâl ve tavırlar sergilemek, büyük bir cürümdür.
Diyanet İşleri Başkanlığınca, hayvanlara işkence yapılmaması uyarısında bulunularak, merhamet göstermede insan ile hayvan arasında bir fark gözetilemeyeceği vurgulandı.
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretlerinin, Adana’da pederi Müctebâ Efendi’nin yanında, daha sonra İstanbul'da Kelâmî Dergâhı’nda manevi eğitimini ikmâl ederek kendisini yetiştirmiştir.
Peygamber Efendimizin (s.a.v) "Onlar benim kardeşlerimdir." dediği kimselerin özellikleri nelerdir? Cahiliye devri nasıldı? Modern cahiliye devri nedir ve nasıldır? İlahi ikazlar neden gelir? İlahi ikazlardan çıkarmamız gereken dersler nelerdir? Dünyada merhametin yokluğunun etkileri neler? Musibetler geldiğinde Müslüman nasıl bir hâl içinde olmalıdır? Musibetin üzerimizden kalkması için neler yapmalıyız? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.
İmanı aşkla yaşayabiliyor muyuz? İşte tüm Müslümanlara örnek; imanı aşkla yaşayanlar.
Her türlü bilgiye ulaşmanın son derece kolaylaştığı bir zamanda Müslümanlar için en hayâtî ve öncelikli tahsîlin, dînimizi doğru öğrenip takvâ üzere hayatımıza tatbik edebilmek olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız.
İslâm’ın cihanşümul bir rahmet iklimi inşa edeceği vaadi, sırf Kur’an ayetlerindeki temel ölçülerde yazılmış halde kalmadı. Kur’an’dan ölçüyü, Rasulullah (s.a.v.)’tan ufuk ötesi örnekliği alıp hayatına kılavuz edinen güzel insanlar, Müslümanlar çıktı.
Bir şey yediği ya da bir şey içtiği zaman Allah’a hamdetmek, kulun o nimeti kendisine verene teşekkür etmesi demektir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz kısa zamanda dünyada hiçbir kralın ulaşamayacağı derecede imkânlara kavuştuğu, insanlara ideal bir rehber olarak kalplerini fethettiği hâlde, ayaklarının altına serilen bu büyük dünya nîmetlerinin hiçbirine iltifat etmedi. Eski mütevâzı yaşayışına devam etti.