Araştırmacı-Yazar Fahri Sarrafoğlu, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından yaptırılan, ilk ödünç kitap veren ve ilk defa engellilerin ayağına kitap gönderen Köprülü Kütüphanesi'nin ilginç hikâyesini anlatıyor.
Dijital oyunlardaki İslamofobik unsurların önüne geçilmesi için çalışma başlatan Gençlik ve Spor Bakanlığı bu kapsamda kurdukları internet sitesinde İslamofobi içerikli oyunlar teşhir edilecek ve site üzerinden ihbar edilebilecek.
Hak dostları, başkasını incitmeme hususunda titizlikle durmuşlar ve gönülleri birer nazargâh-ı ilâhî, yâni bir bakıma mânevî kâ’betullâh olarak addetmişlerdir. Zîrâ, kim gönül kâ’besine zarar verirse, hakîkatte onun sahibini incitmiş olur.
Peygamber Efendimiz ve Halîfeler, İslâm dünyasının muhtelif merkezlerine pek çok âlim sahâbîyi hoca olarak gönderdi. Onlar insanlara Kur’ân’ı ve sünneti öğretiyorlardı.[1]
Eski bir Türk geleneği olarak, evlerin kapılarına takılan tokmaklar sayesinde ev sahipleri, kapıyı çalan misafirlerini görmeden kadın ya da erkek olduğunu anlayabiliyor.
Kâmil insan, o kadar mükemmel bir ahlâk ve tabîate sahip olmuştur ki, -Allâh için müstesnâ- hiç kimseye kızmaz, hiç kimseden kırılmaz.
Cimrilik, israf ve ihtiras… İnsanın dünya ve âhireti için belâ olan, üç kötü huy!.. Ebedî saâdete kavuşabilmek için, bunların mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
Nasıl ki ham bir demire şekil vermek için onu ateşe koyup yumuşatır ve sonra çekiçle döver iseler, gönüller de muhabbet ateşiyle ısıtılmadan kolay kolay alıcı hâle gelemez. Muhabbet dolu bir gönülden gelmeyen ifadeler, gönüllerde bir tesir meydana getiremez.
İnsanca yaşamanın yegâne şartı din ve ahlâktır. Îmân, hidâyet ve kulluğu yaşayabilmek için Cenâb-ı Hak tarafından beşeriyete takdim edilen zirve, misilsiz yüksek ahlâk numûnesi peygamberlerin îmândan sonra en mühim vazîfeleri, mü’minleri nefsânî vasıflardan kurtarıp ahlâk-ı hamîdeye yükseltmeleridir.