Diyanet İşleri Başkanı Görmez, İslam dininin açık ve sade olduğunu belirterek, "İnanın hocaların her gün tartıştığı kadar zor değildir. O çok açıktır, nettir, berraktır. O yolu biz zorlaştırdık, biz hocalar zorlaştırıyoruz." dedi.
Peygamber Efendimizin ümmetine muhabbeti, elbette bir babanın evlatlarına muhabbetiyle mukayese edilemeyecek derecede büyük ve şiddetlidir. Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Hazret-i Peygamberin “Ey ashabım! Ey ümmetim! Ben size bir babadan daha şefkatli ve merhametliyim.” (c.3, 1934) sözleriyle bu durumu anlatıyor.
Mevlânâ hazretleri şöyle buyurur: “Kur’ân-ı Kerim’i en iyi anlayanlar, onu yaşayanlardır.” Kesâfetle buğulanmış ve kararmış kalblerin Kur’ân-ı Kerîm’den alacağı hiçbir şey yoktur. Nitekim İslâm’ı araştıran batılı müsteşriklerde, zâhirî ilim olup kalbî hayât olmadığı için Kur’ân onlara hidâyet vermez ve esrârını açmaz.
Yazar Ayşe Rahşan Gürel'in Azizân romanı çıktı.
Beşeriyetin en büyük ahlâk âbidesi, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. O’nun en iyi tâkipçileri de ashâb-ı kirâm ve Hak dostlarıdır. Onların izinden yürümenin kadrini idrâk ederek yaşayan mü’minler de, insanlık şeref ve haysiyetine yaraşır bir ahlâk-ı hamîdeye sahip olmuşlardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ali Erbaş, 28 Şubat sürecinde kurslardan mezun olup hafızlık belgesi alanların sayısının yılda 2 binlere kadar düştüğünü ancak engellerin kaldırılmasıyla bu sayının hızla arttığını söyledi. Erbaş, Kur'an-ı Kerim'i baştan sona ezberleyen hafızların,İslamiyet'in ilk döneminden itibaren çok önemli bir vazifeyi yerine getirdiğini belirtti.
Asr-ı Saâdet toplumu, kadın-erkek ihtilâtından sakınma husûsunda da çok dikkatli ve hassas idi. Yani yabancı erkek ve kadınlar, ölçü ve sınırları zorlayacak şekilde beraber ve karışık bulunmazlardı. Sosyal hayatta kadınla erkeğin arasında dâimâ bir mesafe bulunur ve birbirleriyle münâsebetleri belli bir ölçü ve disiplin dâhilinde olurdu.
Umudumuz imanımızla aynı çizgide yürümelidir. Zira biz Allah ile beraberiz. Mülk onundur, kanunlar onundur. Güveniyorsak ona güveniyoruz. Bunun için umutluyuz.