Bir Türk ve İslâm düşmanı olan İngiltere’nin İstanbul sefiri Sir James Porter’ın itirafları...
Gençlerin “delikanlı” tabiriyle ifade edilen, bitmek tükenmek bilmeyen enerjilerini doğru kanalize edip uygun mecrâda sarf etmesini sağlamak için, “zekâ türleri, ilgi alanları ve kabiliyetlerine göre” yönlendirmenin önemini benzeri pek çok hâdisede görmek mümkün.
İslâm’ın birçok hükmü, sıhhatli bir cemaat teşekkülüne yöneliktir. Namaz, hac ve zekat gibi en temel ibadet hükümlerinde cemaatin zarureti ve faziletine dikkat çekilmiş, iyilik ve takvâ üzere birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi emredilmiştir.
İslam’ı, “radikal”, “siyasi”, “fundamentalist” ya da “ılımlı” diye tasnif etmek, “İslam içi” bir şey değil. Tamamı dış tanımlama. Ve bütün bunlar, İslam’a karşı pozisyon alma gayesi taşıyan tanımlamalar. İslam’ı bir “sorun-problem” olarak gören ve her halini kuşatma altında tutmayı hedefleyen odakların tanımlamaları.
“Bize sadece Kuran yeter diyenlerin” aslında Kuran-ı Kerim’e karşı da saygı ve sevgileri yoktur, onların derdi peygamberimizi devre dışı bırakarak Kuran-ı Kerimi kendi keyiflerine göre yorumlamaktır. Zira bu kesimler hadis külliyatı ortada durduğu sürece Kuran’ı istedikleri gibi yorumlayamamakta, dini hayatı keyiflerine uyduramamaktadırlar.
Burası, gökle yerin âdeta kesiştiği nokta… Dünyanın gökyüzüne -mânevî olarak- en yakın noktası… Bu yüzden “Hazret-i Süleyman’ın mührü” olarak kabul edilen iki yıldızın iç içe geçmiş şekli; gökyüzüyle yeryüzünün kesişme noktası demek olan Kudüs’ün bir sembolü olmuştur.
Asr-ı saadet döneminde sahabeler Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) el-emîn ve es-sâdık sıfatlarından nasîb almışlardı. Müslümanların bu güzel ahlâkına düşmanları bile gıpta ile bakıyor ve îtimâd ediyorlardı.
Bugün husûsiyle Rabbin “Rahmân ve Rahîm” tecellîlerinden nasîb alarak Yaratan’dan ötürü yaratılanlara merhameti kâmil bir tarzda yaşayabilme mecbûriyetindeyiz. Bu hâl ise, Hakk’a yakın bir kul olabilmenin en büyük müessirlerinden biridir.
Araştırmacı-yazar Fahri Sarrafoğlu, önce cami, sonra gazino, şimdi otel olarak kullanılmaya başlanan Aziziye Camiî'nin buruk hikâyesini anlatıyor.