Ahmet Taşgetiren, bu ay Altınoluk Dergisi'nde "Çanakkale'den Çağımıza Ruh Nakli" başlıklı yazısında "Çanakkale ruhunu" anlatıyor.
İslam dünyasında yaşanan acı dolu hadiselere bakarak hiçbir şey yapmadan, acı dolu mesajlar paylaşmanın, ah vah etmenin kimseye faydası yoktur. Böyle davrananların halini Hazreti Mevlana şu ibretlik hikâye ile ne güzel tasvir eder.
Yüce Rabbimiz, Peygamberini ve ashabını tarif ederken onların öncelikli vasfı olarak kâfirlere karşı aşır sert, birbirlerine karşı ise son derece merhametli olmalarını beyan etmiştir. Hatta Rabbimiz müminler arasındaki merhamet özelliğini dinin en kıymetli ibadeti olan namaz ve secdeden bile önce zikretmiştir. İmam Rabbani de peygamberimiz ve ashabının bu özelliğine dikkat çekmiş ve şöyle demiştir: “Muhammed, Allah’ın peygamberidir. Onun beraberindekiler ise, kâfirlere karşı çok çetin, kendi aralarında son derece merhametlidirler... (Fetih, 29)
İslâm’ın cihanşümul bir rahmet iklimi inşa edeceği vaadi, sırf Kur’an ayetlerindeki temel ölçülerde yazılmış halde kalmadı. Kur’an’dan ölçüyü, Rasulullah (s.a.v.)’tan ufuk ötesi örnekliği alıp hayatına kılavuz edinen güzel insanlar, Müslümanlar çıktı.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Almanya'nın Köln kentindeki Diyanet İşleri Türk İslam Birliğinin (DİTİB) Genel Merkezi'nde düzenlenen "2. Avrupa Müslümanları Buluşması"nın açılışında konuştu.
Altınoluk Dergisi 395. sayısı yayınlandı. Dergi, Hazreti Mevlânâ'nın “Dünyada bir kişi üşüyorsa ısınmaya hakkın yok.” sözü üzerinden bugünü tasavvufi bir bakışla değerlendiriyor.
Bangladeş'in Barguna ve Cox's Bazar kentlerinde medresede eğitim gören yetimlerin de aralarında bulunduğu yaklaşık 10 bin çocuk, Türk halkının da desteğiyle Kur'an-ı Kerim dersleri alıyor.
Bangladeş’te ve cemaat mensuplarının kalabalık olduğu birçok ülkede, son üç yıldır iç bölünmeler nedeniyle irili ufaklı kavgalar oluyordu. Fakat, geçtiğimiz günlerde Bangladeş'te ilk defa can kaybı yaşandı.
İslâm ümmetinin selâmet ve huzuru, dışarıdan değil içeriden sağlanacaktır. “Ey iman edenler, siz kendi üzerinize yoğunlaşın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapıtan size zarar veremez” (Mâide Sûresi, 105) ilâhî fermanı, bize bu hakikati ilan eder.
Kur’an’a şüphe getirecek her tür fikir ve uygulamadan hem sufilerin hem de tüm Müslümanların uzak durması gerekir. Kur’an ve ahkamı her zaman uygulanabilir her zaman canlı bir dinamiğe sahiptir. Bunun aksini savunarak Kur’an’a şüphe düşürenlere gerekli cevap verilmeli ve bunların görüşleri ile mücadele edilmelidir.