günahkar

Meleklerin Eşlik Ettiği Dua

Bizler, hem Müslüman kardeşlerimiz için duâ etmeli, hem de onlardan duâ talebinde bulunmalıyız.

Allah Dostunun Hizmeti Sarhoşu Uyandırdı!

İn­san da Ha­ce­rü’l-Es­ved gi­bi cen­net­ten çık­ma­dır. İş­le­di­ği gü­nah­lar­la ne de­re­ce­de dü­şer­se düş­sün, onun özün­de­ki de­ğer bâ­kî­dir. Bu sebeple, gü­nâ­ha olan düş­man­lı­ğı gü­nah­kâ­ra sıç­rat­ma­ma­k îcâb eder. Fakat gü­nah­kâ­ra olan mü­sâ­ma­ha­yı da gü­nâ­ha ta­şır­ma­mak gerekir.

Fatih Sultan Mehmet'in Yüzüne Hiç Bakmadı

Fatih Sultan Mehmet, velîlerin ziyâretlerinde büyük bir huzur bulur, onların feyz ve berekâtından gönlü vecd ile dolup taşardı. Bir gün, zamanının evliyâlarından Şeyh Ebû’l-Vefâ Hazretleri’ni ziyârete gitti ama kapı kapalıydı. Bir başka zaman tekrar kapısına gitti yine kapı kapalıydı. İçeri gönderdiği yaverinden niye huzura kabul edilmediğini öğrenerek geri dönmek zorunda kaldı. Tekkeden içeri giremeyen Fatih Sultan Mehmet, ömrü hayatında bir kez bile olsun Ebû’l-Vefâ Hazretleri’ni göremedi.

Sırattan Önce Son Çıkış: Tevbe

Câfer-i Sâdık Hazretleri buyurur: “Öncesi korku, sonu özür olan günah, kulu Hakk’a yaklaştırır. Öncesi güven, sonu kibir olan ibadet de, kulu Hak Teâlâ’dan uzaklaştırır. Kendini beğenmiş olan itaatkâr, aslında âsîdir. Özür dileyen âsî de hakîkatte itaatkârdır.” (Attâr, Tezkire, s. 55.)

Müslüman İçin Fırsat Bu Fırsat!

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor: “Kim Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin, yahut sussun (sükût etsin). Kim Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa komşusunun şerefini korusun (komşusuna iyilik etsin). Kim de Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa misâfirine ikrâm etsin.” (Buhârî, Müslim)

Muhammed Bakī Billah Hazretlerinin Faziletleri

Muhammed Bâkì Billâh Hazretleri, İslâm’ın emir ve yasaklarına son derece bağlı bir zât idi. Sık sık takvâ sahibi fakihlere mürâcaat ederdi. Helâl gıdâya çok ehemmiyet verir, hattâ yemek pişiren kişinin bile ihsân hâlinde olmasını, yani huzûr-i ilâhîde olduğunun şuuruyla hizmet etmesini, gâfil olmamasını isterdi.

Peygamberimizin Beddua Ettiği Sahabi

Peygamber Efendimiz sol eliyle yemek yiyen sahabiyi uyarmış, kibri, büyüklenmesi sebebi ile kendi sözünü dinlemeyince ve halini terk etmeyince o kişiye beddua etmiştir. 

Günahkâra Düşman Olma!

Terbiyenin kişiye göre değişen sayısız yolları vardır. Birisi de ve belki en güzeli de muhatabı şoke edecek bir davranış güzelliği ile onun vicdanının sesini duymasına vesile olabilmektir. Ancak kimileri vicdanını o kadar kapatmıştır ki, bu sesi duyması imkânsız gibidir. Böylelerine ceza neyi gerektiriyorsa verilmek durumundadır. Bazen suçluya merhamet, daha büyük günahların ve zulümlerin teşvikine dönüşür. Mü’min, firâsetiyle kime nasıl davranılması gerekeceğini sezebilecek bir gönül kıvamına erişmelidir. Bunun da yolu takvâyı[2] artırmaktır.

Günüldeki Şifâhâne

Hak dostlarının gönül dergâhı bir şifâhânedir. Mânen yaralanan, bir felâkete sürüklenen nice kimseler, onların şefkat ellerinde yeniden hayat bulurlar.

Sınanmadığı Günahın Masumu Değilsin!

Günaha düşmek, her insan için muhtemel bir durumdur. Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir. Esas olan günahta ısrar etmemek ve tevbeye yönelmektir. Bu itibarla bir günaha düçar olmuş herhangi bir mü’min kardeşimizi, kendi nefsiyle ve şeytanla başbaşa bırakmak yerine, kendisine şefkatle yaklaşmak, kardeşlik hukukunun bir gereğidir.