İnsanın huzuru sadece kendi içinde mi, yoksa Allah’la, ailesiyle ve toplumla kurduğu bağlarda mı saklı?
Kalbinin sesine kulak vererek yol ve yönünü bulan kimseler, şüphe huzursuzluğundan kurtulup, iç huzuru içinde yollarına devam edebilirler. Ancak burada önemli bir soru şudur: Acaba her kalp bir hakikat pusulası mıdır?
Karamsarlığı bırak. Ümitsiz olma. Sayısız ümit kapısı vardır. Cihan güneşlerle dolu iken karanlıklara gitme.
Fatih Sultan Mehmet'in uykularını kaçıran düşünce neydi?
Başka gönüllerde yaşayanlar, âdeta o gönüller tarafından sürekli beslenirler. Hele bu gönüller, Allah adamlarının ve mahzun kimselerin gönülleri ise o zaman kişisel kalitemizin cevheri adeta kristalleşir, eşsiz bir kıymet kazanır.
Bilgi, hikmet ve irfân pınarlarından testisini doldurmayan, gönlünü “şerh-i sadr” nimetine eriştirmeyen, Allah yolunda infak niyetiyle harıl harıl çalışıp da helâlinden bol rızka nail olmanın yollarını aramayan kimseler, verme nimetine nasıl mazhar olabilirler ki?
Gönüllü olmak, gönülden iş yapmaktır. Gönüldeki niyetlerle, yapılan işlerin görünen yüzü farklılaşırsa, ortaya ikiyüzlü kimselerin ürünleri çıkar ki, bu harekete gönüllülük demek, kelimeye büyük bir zulüm olacaktır.
Gerçek gönüllülük/hasbîlik, karşılığını ancak Allah’tan beklemek suretiyle başkalarının ihtiyaçları adına onlara hizmet sunabilmektir.
Kâinât kitabının hikmet dolu sayfalarını okuya okuya yolculuk yapanlar, hem yol alırlar hem de bilgi ve irfan pınarlarından kana kana içerek özlerini doyururlar.
İnsan özünü geliştiren ve mânevî yolculuğu kolaylaştıran pozitif enerji kaynağı hikmetli kelamlardır.