Kalb-i pâk-i Muhammedî’ye indirilen ve O’nun tarafından yaşanarak tefsîr edilen Kur’ân-ı Kerîm’e hizmet etmek, nebevî ahlâk ile ahlâklanmanın en mühim tezâhürlerindendir.
Esas olan, gönüldeki mazeret üretme hastalığını tedaviye yönelmektir. İçinde istek olmayan, imanında ve davasında şüphe ve tereddütleri bulunan kimseler için, havanın sıcaklığı ya da soğukluğu bile engel teşkil eder.
Bir imtihan mekânı olarak yaratılan bu dünyâda Allâh’ın sayısız nîmetleri içinde yaşarken, O’nun emir ve yasaklarına karşı çıkmak, en dehşetli bir nankörlük, en karanlık bir cehâlet ve âkıbeti en korkunç bir hamâkattir. Îman hakîkatlerine ve ilâhî ahlâk nizâmına sırt dönerek böyle bir nankörlüğe saplananlar, sonunda ilâhî intikâma dûçâr olurlar.
Hakk’ın muhabbet ve rızâsına karşı ilgimiz, ciddiyetimiz ve bu uğurda sa’y ü gayretimiz nispetinde Kerîm olan Mevlâmızdan karşılık göreceğimiz şüphesizdir.
Engin rahmet ve şefkatiyle kullarına en güzel yolu gösteren Rabbimiz, Hakk’a ve hakikate ayak sürüyerek tembel tembel değil, yürüyerek bile değil, belki koşar adım gitmenin zât-ı ulûhiyetinin rızâsına vesile olacağını Hz. Mûsâ'nın -aleyhisselâm- dilinden ne güzel beyan eder.
Meşhur Hatem-i Tai'nin kızı Seffane ve oğlu Adiyy bin Hatem'in İslam ile şereflenmesi ve Peygamber Efendimiz'in vefatından sonra gerçekleşen üç haberi...
Peygamber Efendimiz'in ümmetine aşıladığı İslam ahlakı ve faziletleri sayesinde ortaya çıkan eşsiz fazilet tablosu...
Kâmil bir mü’min, bütün mahlûkâta karşı müşfik ve mütebessim olur. Yaratılanları Yaratan’dan ötürü sever ve sayar. İslâm’ı en güzel şekilde anlayarak onun güler yüzünü, insanlara, hayvanlara ve cemâdâta ilâhî bir lutuf olarak takdim eder. Böyle mü’minlerden oluşan bir toplumun huzur içinde olacağı muhakkaktır.
Yumuşaklık, mü’minlerin vazgeçilmez vasıflarından biridir. Hakk’a dâvet ve halka hizmette en mühim düsturdur.
Cenâb-ı Hak, kullarının güzel, sağlam, dürüst, açık, beliğ, tesirli, tatlı, gönül alıcı ve yumuşak söz söylemelerini arzu buyurmaktadır.