“Dervişler öldükten sonra kabirlerinde seyr u sülûklerini tamam-lar” deniliyor. Hattâ bu söz Bahâeddin Nakşibend’e atfediliyor. Ne dersiniz? Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz cevaplıyor...
Dostluğun, Allahʼtaki kaynağına ulaşan Şâh-ı Nakşibend, Geylânî, Mevlânâ, Yûnus ve Hüdâyî misâli Hak dostları, ebediyyen bütün insanlığın dostu oldular. Sevdiler, sevildiler. Dünya hayatlarından sonra da dostluk ve muhabbette ebedîleştiler, fânî gök kubbede hoş bir sadâ bıraktılar. Tarihteki büyük zâlimlerden Firavun, Nemrut, Ebrehe, Hülâgu ve günümüze kadar gelen bütün benzerleri ise, insanlığın düşmanı ve yüz karası oldular. Hiç sevilmedikleri gibi, hatırlarda zulüm sembolü olarak kaldılar. Saltanatları da hüsranla son buldu.
Hizmette bulunanların gönülleri, feyz ve rûhâniyetle dolu olmalıdır. Gönül ufkumuzun inkişâfı, ancak mânevî gıdalarla mümkündür. Bu olgunluğun neticesinde ise anlayış, seziş ve duygularımız derinleşir.
Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri gibi Yunus Emre Hazretleri gibi daha nice Allah (cc) dostu benlik duyguları ile yaptığı mücadelede galip çıkmış ve mütevazilikleri ile Hak yolundan hiç ayrılmamışlardır. Peki Hak Dostları benlik duygularını nasıl yendiler? Neler yaptılar?
İslâm’ı ihsân kalitesinde yaşama disiplini diyebileceğimiz tasavvufî terbiyede “içinde yaşanılan ân”ın farkında olmak, büyük bir önem taşır. Bu irfân ocaklarının en büyük hedeflerinden birisi, hiç şüphesiz kişiyi gafletten, ihmâlden, ertelemekten, bilinçsiz ve şuursuz bir hayat anlayışından korumak ve basiret üzere diri bir kulluk kıvamına ulaştırmaktır. Yeni tabirle “farkındalık düzeyi yüksek” hassas bir kişilik kalitesi kazandırmaktır.
Uluslararası Bahâeddin Nakşibend ve Nakşibendîlik Sempozyumu'nun açılış programında Prof. Dr. Mustafa Kara, 'Tasavvuf bize ne söyler?' başlıklı bir konuşma yapmıştı. O konuşmayı sizler için alıntılıyoruz.
Orta Asya ve Anadolu’nun mânevi mîmarı Bahâeddin Nakşibend hazretlerinin hayatı, görüşleri, tesiri ve aynı zamanda Nakşibendilik hakkındaki görüşlerinin ele alındığı Uluslararası Bahâeddin Nakşibend ve Nakşibendîlik Sempozyumu, 2-3-4 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirildi.
2-3-4 Aralık 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen Nakşibendilik Sempozyum'una ait bütün videoları sizler için derledik...
Bahaeddin Nakşibend’in Buhara ve Orta Asya’da medreselerle barışık bir tasavvuf anlayışı geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Necdet Tosun, “Sesli zikir yerine müridlerine sessiz zikri, sema ve musikiden uzak kalınmasını tavsiye etmiş. Bunun sonucu olarak da Buhara’daki birçok medrese âlimleri ve müridleri Nakşibend’e mürid olmuştur” dedi.
"Uluslararası Bahâeddin Nakşibend ve Nakşibendîlik Sempozyumu" düzenleniyor.