Rus müdahalesi ile yeni bir döneme giren Suriye krizine ve bölgeyi nelerin beklediğine ilişkin, uluslararası medyaya yansıyan analizlerden de istifade ederek bazı tespitlerde bulunalım...
Mûsa Topbaş -kuddise sirruh- Efendi'nin, Altınoluk Dergisi'nin Kasım sayısında alıntılanan "Affedicilik, Kabahat Örtücülük" başlıklı yazıyı istifadelerinize sunuyoruz.
Altınoluk Dergisi 357. sayısında "Dervişlik Olaydı Taç ile Hırka" kapağıyla dervişliği işliyor. Davranışlarımızda neye öncelik tanıyoruz? Nefsimize mi Allah rızasına mı? Dervişlik taç ile hırkadan ibaret olamayacağının altı çiziliyor ve dervişliğin bundan öte bir şey olduğu anlatılıyor.
Seçim öncesi Cumhuriyet tarihinin en büyük terör eylemi olarak tarihe geçen Ankara’daki saldırı ülke gündemini alt üst etti. Suruç ve Diyarbakır’daki patlamaları hatırlatan saldırının hedefinin Türkiye olduğu çok netti. Peki bunun sonucunda neler oldu?..
Bu satırların okunduğu günlerde merakla beklenen pek çok soru ceذذvabını bulmuş olacak. Bunların başında da 1 Kasım erken genel seçimlerinden nasıl bir sonuç çıkacağı sorusu geliyor elbette… Bu sonuca göre Suriye krizinin nasıl yol alacağı da şekillenecek tabii olarak.
Bir filin içine milyonlarca karınca konulsa yine de dolmaz. Lâkin filin hayâtiyetini temin eden organlar, bir karıncanın, hattâ ondan daha küçük canlıların içinde de var. Rabbimizʼin ilim, kudret ve sanatı ne kadar da muazzam!..
Müʼmin, âdeta kalbinin kapısında bekçilik edip o kapıdan içeriye, gurur, kibir ve enâniyetin kırıntısını bile sokmamaya gayret etmelidir. Derin bir tefekkür ve murâkabe ile her an gönlünü yoklayıp hatâ ve kusurlarının ıslâhı ile meşgul olmalıdır.
Batı’nın PKK’yı da PYD’yi de bir taşeron örgüt olarak kullandığı konusunda güçlü iddialar var. Neden var, çünkü bizzat örgüte yakın çevrelerin kendi ağızlarından bu gerçek dillendirilmekte. İşte size bir kaç örnek...
Türkiye üzerine oyun oynayanlar ellerindeki son oyuncuyu da terör aracılığıyla sahneye sürdü. PKK terörünün hamiliğini yapan Batılıların Türkiye'nin Suriyeleştirilmesi ya da Iraklaşması için göstermiş olduğu gayretler bu kez kader savaşı veriyor.
Tasavvufî bir terim olarak himmet, maddî-manevî bütün alâkalardan sıyrılarak, dünyevî zevkleri, manevî hazları ve Cennete ait lezzetleri hatırdan çıkararak, bir zarûret hissiyle Cenâb-ı Hakk’a teveccüh ve ilticâda bulunmak demektir.