Mülteci sorunu her geçen gün katlanarak büyüyor. Sorun bölgesel değil artık küresel bir hal almış durumda. Suriye’de 350 bin kişinin katledilişine, 12 milyonunun yersiz, yurtsuz kalmasına seyirci kalan Batı dünyası, ortaya çıkmasında çok ciddi paya sahip olduğu bu yürek paralayan dramın faturasını ödemekle karşı karşıya.
Hiç kuşkusuz cevabı aranan soruların başında terör örgütünün, siyasi kolu olarak görülen partinin parlamentoda oldukça güçlü bir biçimde temsil edilecek olmasına rağmen neden yeniden şiddete başvurduğu geliyor.
Türkiye 1 Kasım’da gerçekleştirilecek erken seçimlere oldukça gergin bir ortamda gidiyor. Bir taraftan artan terör olayları ve gelen şehit haberleri, diğer taraftan yükselen siyasi tansiyon, Türkiye’nin 2 Kasım sabahına nasıl bir siyasi tabloya uyanacağına ilişkin tedirginliği ziyadeleştiriyor.
"Bu ayet kime hitap ediyor?” sorusu aslında Kur’an-ı Kerim’deki her ayet için sorulabilir. Çünkü Allah Teâlâ’dan gelen vahiy, insanın bir yanını Allah ölçülerine göre inşa etmek, ihya etmek, imar etmek içindir.
Bazı kişi ve guruplar yaptıkları kötü işlere meşruiyet kazandırmak için İslam, cihad ve şeriat gibi kavramları kullanmakta, bu kavramların arkasına sığınarak işledikleri kötülük ve cinayetler yanında ayrıca en büyük kötülüğü ve cinayeti bu kavramlara karşı işlemektedirler.
Nisa sûresinde Rabbimiz; “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere iyi davranın.” (4/36) buyuruyor. Bu âyet-i kerîmeyi dikkatle okumak gerektiğine inanıyoruz. Çünkü burada, hiçbir şeyi ortak koşmadan Allah’a kulluk etme azim ve iradesinde olan mü’minlerin sorumluluk alanı sırasıyla bildiriliyor. İslâm insanına yakışan erdemler bunlardır, deniyor.
Nefis, Allah için hizmet etmenin ve faydalı olmanın tadını aldığı vakit, “Canlar canını buldum, kovanım yağma olsun!” diyen güzele benzer de herkes gibi düşünmeyi ve bakmayı bırakıp hâdiseleri başka bir boyuttan seyreder. Yorumları ve değerlendirmeleri farklılaşır. Çoğu insanın acâyip karşılayacağı işler yapar. Belki de bu sebeple birçok velî, halk tarafından deli addedilmiştir.
Abbas ibni Ubâde radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize Akabe’de biat eden Medine’li ilk on iki kişiden biri!..
Altınoluk Dergisi 356. sayısında "Bu ayet kime hitap ediyor?" sorusu ile Maide Suresi’nin 2’nci ayetini kapağına taşıyor. Bu soru çerçevesinde Müslüman bireyi kendini sorgulamaya davet ediyor, İslam toplumlarının hareket planını işaret ediyor.
İnsanlığımızla alakalı, dinimizden kaynaklı işlerde haberlerden etkilendiğimiz kadarı ile sorumluluk alamayacağımız çok açık bir gerçektir. Üzerimize binen ekonomik yük veya siyasi ağırlığın da sorumluluk oranımızı belirleyemeyeceği kesin bir gerçektir. Sorumluluk payımızı, kalbimizin meylettiği siyasi kadrolara da havale edemeyiz.