Ümmetimiz büyük bir ümmettir. Bu ümmetten olup küçük kalmak neredeyse mümkün değildir. Allah Teâlâ’nın yarattığı konumumuzu küçük görmemiz küçük kalmaya ve erimeye götürür bizi. Anneden âlime kadar herkesin yeri var ve herkesin muhakkak gölgesi vardır.
Fârûk-ı Âzam, ekâbir-i ashâb ile birlikte idi. Güzel esvablı temiz bir genç yine onun gibi güzel iki delikanlı tarafından tutulmuş olduğu halde- huzûr-ı hilâfetpenâhîlerine dâhil olarak pîşgâh-ı emîrü’l-mü’minînde durdular. Hazret-i Fârûk, evvelâ iki gence sonra diğerine atf-ı nazarla tetkik buyurdu.
Mü’minlerin maksadı, insanların bu dünyaya, âhirete dönüş için geldikleri şuuruna ermektir. Ancak bu dünyada kesbedilmiş Allah aşkı ebediyete kadar O’nu sevebilir. Bütün dünya işleri ve bu dünyadaki varlığımız Rabbimize fizikî olarak nasıl iltica edeceğimizi öğrenmektir. Ancak Allah’a iltica etmek yaratılmışları Yaratıcılarına yaklaştırabilir.
Allah dostlarının en önemli prensibi Allah’ın emirlerini tazim, kullarına da şefkat göstermektir. Onların Hakka samimi ibadetleri pek çok yazının konusu olmuştur, onların oruçları, halvetleri, namazları güzel olduğu gibi Allah’ın kullarına olan şefkatleri de dikkat çekicidir.
Örnek ihtiyacı, her yaşın ve her seviyenin bir tekâmül ihtiyacıdır. Bu ihtiyacın karşılanabileceği yaşayan örneklere sahip olmak ne büyük bir sermayedir. Böyle bir sermayeye sahip olamayanlar, hiç olmazsa yaşanmış örneklerden beslenmeyi de ihmâl etmemelidirler.
"Geçmiş bayramınız mübarek olsun!” Her bayram sonrası duyarım bu cümleyi. Bir serinlik hasreti olarak vurur kalbe. Hakkı verilmemiş bir değerin, geçiştirilmiş bir fırsatın hatırlatıcısı olarak huzursuz da eder. İçimde bir ses itiraz eder: “Bir yanlışlık olmalı burada! Yok, yok; bayram ‘geçmiş’ olmaz. Olamaz!”
Mûsâ Efendi, görenlere daha ilk nazarda “Ne güzel bir kul” dedirtecek nûrâniyete, güzelliğe ve mükerremiyete mazhardı. Bu kıvam ne ile ve nasıl gerçekleşmiştir, sorusuna “iman, İslâm ve ihsanla” diye cevap vermek, bir hakikatin tespiti olacaktır.
Bugün kendimizden başlayarak bütün görünürlüklerimizde (evde, sokakta, camide, okulda, iş yerinde, medyada, yönetimde), Rasulullah’ın “güzel örnekliği”ni elverdiğince ortaya koymak, insanlığın İslam telakkisini (algısını) doğru şekillendirmek adına hayati önem taşıyor. Müslümana bakıp İslam’a ısınmak ile Müslümana bakıp İslam’dan uzaklaşmak arasında derin farklar bulunduğu izahtan varestedir.
Altınoluk Dergisi 389. sayısı "Güzel Örnekler Zamanı" kapak başlığı ile çıktı.
Evine hırsız girince affedip âli cenap tavır takınarak insan kazanan Ahmed er-Rıfâi Hazretlerinin yaşadığı çarpıcı örnek hikâye...