Kalp îman ve istikâmet üzereyse, zâten bu kâinat kitabında gördüğü her varlık, ona Yaratan’ının kudret ve azametini hatırlatır. Güneş, Ay, yıldızlar, atmosfer, hava, toprak, su, nebâtat, hayvanat, velhâsıl bütün varlıklar, hâl lisânıyla konuşur.
Hayatta her şeye nefsâniyet penceresinden bakmaya karar verip kendini o yönde şartlandıranlar Rahmânî sadâlara sağır, rûhânî vitrinlere âmâ kesilirler.
Nefisle mücâdelede muvaffak olmak için zikre devam ve teslîmiyet şarttır. Nefisle cihad en büyük cihaddır. Çünkü o bitip tükenmeyen ve ardı arkası kesilmeyen ve ölünceye kadar yapılan bir mücâdeledir.
Muhabbet, gönlün hissettiği kemâl sebebiyle bir şeye meyletmesidir. Yani kendini sevdiğine yaklaştıracak şeye daha fazla önem vermesidir. Bu itibarla insan, hakiki kemâlin Allah’a mahsus olduğunu bildiği müddetçe, muhabbeti ancak Allah’a olur.
İslâm’ın birçok hükmü, sıhhatli bir cemaat teşekkülüne yöneliktir. Namaz, hac ve zekat gibi en temel ibadet hükümlerinde cemaatin zarureti ve faziletine dikkat çekilmiş, iyilik ve takvâ üzere birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi emredilmiştir.
Kalbimiz, her vitrinden -müsbet veya menfî- mutlakâ bir tesir alır. Gönül dünyamızın keyfiyetini de bu tesirler tayin eder. Bu sebeple kalbimizin Rahmânî vitrinleri mi, şeytânî vitrinleri mi seyrettiğine son derece dikkat etmeliyiz.
Yakın zamanda dini görünümlü cemaatlerden büyük ihanetler gören ülkemizin tekrar bu acıları yaşamaması için bu yazımızda başta İmam Rabbani olmak üzere bazı büyük sufilerin uyarılarını sizlerle paylaşmak son derece faydalı olacaktır ki bir daha aynı delikten ısırılmayalım.
En temelde sırat-ı müstekıym denmiş. Dosdoğru yol anlamına... Allah Teâlâ insana bunu talep etmeyi öğretmiş. “Yol” İslam irfanının ana ıstılahlarından biri. Tarikat, şeriat, mezhep… Hepsi bir yürüyüşü ifade ediyor ve bu yürüyüşün istikamet üzere olması işin ana omurgasını ortaya koyuyor.
“Ömürde bir defa” sözünü herkes, başka bir şey için kullanıvermiş. Bir kereden bir şey olmaz, düşüncesi bünyeleri sarıvermiş. Evet, birçok şey ömürde bir defâ; lâkin hiç unutmamak lâzım ki ömür de sâdece bir defâ.
Bir yerden başka bir yere intikale hicret ve sefer deniyorsa da asıl hicret; Allah ve Rasûlünün rıza ve sevgisini kazanmak, hakkı tebliğ etmek, şerri engellemek, tevhid bayrağını dalgalandırmak için maldan, mülkten, hatta candan, evlad-ü ıyalden vazgeçerek yola çıkmaktır.