Sözlükte harcamak tükenmek manasına olan infakın, Kur’ânî bir terim olarak anlamı; insanın sahip olduğu maddi ve manevi nimetlerden bir kısmını Allah’ın rızasını gözeterek başkalarına vermesi, başkalarıyla paylaşması demektir. İnfak sadece maldan olmaz, insanın sahip olduğu başka nimetlerden ve başka değerlerden de olur.[1]
Dünyevileşmenin bir ahtapot gibi inananları sardığı bir dönemde aşağıdaki hadis-i şerif verdiği mesaj yönünden gayet manidar görünmektedir.
Altınoluk Dergisi bu ayki sayısında “Müslümanın hayatında ekonomi disiplini” başlığını kapağına taşıyor.
Kur’ân’da lağv (boş söz) denilerek Mü'minler uyarılır. Kendilerini boş sözden, faydasız konuşmadan, geçersiz olmaktan korumaları söylenir. Doç. Dr. Kerim Buladı, "Kur'ân'da boş sözü" bize anlatıyor.
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ile "eğitim ve kimlik üzerine" bundan 22 yıl önce Altınoluk Dergisi'nde yapılan röportajı önemine binaen sizlerle paylaşıyoruz.
Sadâkat timsâli yaşayışı ile eşsiz bir numûne olurken bu yaşayışın sırlarını ifade eden hikmet incileriyle dolu sözleriyle de mü’min gönüllere hayat düsturu olan Hazreti Ebû Bekir -radıyallâhu anh-'ın, her biri birer hikmet ve hakîkat hazinesi olan sözlerinden bazıları...
Abdülkâdir Geylânî Hazretleri buyurur: “Sizin dîninizin ortadan kalkmasının dört sebebi vardır: Birincisi: Bildiklerinizle amel etmemenizdir. İkincisi: Bilmediklerinizle amel etmenizdir. Üçüncüsü: Bilmediklerinizi öğrenmeyip câhil kalmanızdır. Dördüncüsü: Diğer insanların, bilmedikleri şeyleri öğrenmelerine engel olmanızdır.”
Cihan dershânesinde alık ve abus bir çehreyle dolaşmak; güllerin, sümbüllerin, bülbüllerin, rüzgârların, derelerin ve dağların hâl lisânından bir şey anlamamak, kalbin vîrâneye dönmesidir. Bu ise insana bahşedilmiş olan en kıymetli hazinenin kaybedilmesi demektir.
Günümüzde dünyevî tahsile gösterilen ehemmiyet, dînî tahsil için gösterilmiyor. Hâlbuki Efendimiz (s.a.v.) 23 sene boyunca İslâm kültürünü ashâbına tahsil ettirdi. Dolayısıyla evlâtları bir yaz tatilinde, kısa bir süreliğine câmiye veya kursa göndermekle onların dînî tahsillerinin ikmâl olduğunu düşünmek, dînî tahsili hafife almaktır.
İslâm insanı baştan aşağı inşâ eder; şekillendirir. Yani insânî ilişkileri güzelleştiren erdemlerin şahsiyetinde tezahür etmesini ister. Oturup kalkmasıyla, yürümesi ve konuşmasıyla, duruşu ve güler yüzüyle inancından beslenen güzelliklerin fark edilmesini ister.