Nefisle Mücadele Etmenin Yolları

Nefisle mücâdelede muvaffak olmak için zikre devam ve teslîmiyet şarttır. Nefisle cihad en büyük cihaddır. Çünkü o bitip tükenmeyen ve ardı arkası kesilmeyen ve ölünceye kadar yapılan bir mücâdeledir.

Kıyâmet gününde nefisle mücâdele yapmak zorunda kalan kimseler de vardır. Bunlar dünyada nefis mücâdelesini yapmamış yahut az yapmış kimselerdir ki nefisleriyle mücâdele ede ede kalkacaklar, yani kendi kendilerine düşman olacaklardır.

Senin yüzünden bu hale düştüm diye nefislerine çıkışacaklar. Yasin Suresi 54. âyette:

Artık bugün hiçbir kimseye zerre kadar zulüm yapılmaz, yalnız kendi yaptıklarınızın cezâsını çekeceksiniz.” (Yâsîn Sûresi / 54)

Cenâb-ı Hak Nahl Sûresi’nde:

“Herkesin nefsiyle mücâdele ederek geldiği gün, kendi kazandığı amellerle öldüğü gündür, onlara asla zulmedilmez.” (Nahl Sûresi / 111) buyuruyor.

O halde nefisle mücâdele dünyada yapılırsa, orada bu hal ile muamele olunacak, burada mücâdeleyi yapmaz da âhirete koyarsa, oradaki mücâdelenin ne bir faydası olacak, ne de mazeret olacak. Onun için nefsin ıslahı burada yapılacaktır.

Bu da ancak şerh-i sadırla ve dâimi zikri nefse kabul ettirmekle olur.

Yûsuf (a.s.) da nefsin kötülüğünü ve kötülük emrettiğini söylemiştir, “Ancak Allah’ın yardım ettiği nefis kurtulabilir.” demiştir. Yûsuf Sûresi’nde:

“Onun için ben de nefsimi tezkiye etmiyorum, onu kusursuz görmüyorum.” (Yûsuf Sûresi / 53) demiştir.

Cenâbı Hak Nisâ Sûresi’nde:

“Sana isabet eden, gelen iyilik, Allah’­tan­dır. Kötülük ise nefsindendir. Biz seni insanlara elçi gönderdik. Şahit olarak da Allah yeter.” (Nisâ Sûresi / 79) buyurmuştur. Kötülükler nefsin kesbindendir.

NEFİSLE MÜCADELE ETMEK

Nefisle mücâdelede muvaffak olmak için de zikre devam ve teslîmiyet şarttır. Nefisle cihad en büyük cihaddır. Çünkü o bitip tükenmeyen ve ardı arkası kesilmeyen ve ölünceye kadar yapılan bir mücâdeledir. Her düşmanla mücâdelenin bir zamanı vardır, nefisle cihad her zaman olacaktır.

“Ta ölüm gelinceye kadar Rabbine ibâdet edecek, nefisle cihatta bulunacaksın.” (Hicr Sûresi / 99)

Çünkü nefisle cihad, hem zikirle, hem teslîmiyetle, hem ibâdetle hem de az yemek ve oruç tutmakla ve saydığımız beş şarta riâyetle olacak.

Bütün düşmanlar iyilik edince herhalde dostluğa dönerler, fakat nefis asla dost olmaz, ona ne kadar iyilik edersen et, o yine daha çok azar. Ve azılı düşman olur, onunla cihad ve mücâdele de gittikçe zorlaşır.

Bu sebeple nefisle cihad, en büyük harptir ve bu hepimize farzı ayındır. Peygamber Efendimizin beyânıyla nefis ile cihad, cihad-ı ekberdir.

NEFİSLE CİHAD ETMEKTE AŞILMASI GEREKEN MERTEBELER

Nefis ile cihad etmekte mutlaka aşılması gereken mertebeler vardır. Bunları bilmek ve her halde bunlardan kurtulmak lâzımdır.

Nefsin en tehlikeli mertebeleri emmâ­re, levvâme ve mülhimedir.

Emmâreden kurtulmanın yegâne çâ­resi, Allah’ı çok zikretmektir.

Allah zikri ile Allah’ın rahmetine sığın­ma­dıkça nefsin kötülüğünden kurtulmak mümkün değildir.

Allah’ın rahmet etmesi işte dilin, kalbin, nefsin ve bedenin Allah zikri ile zikr-i dâimîye ve huzûra kavuşabilmesidir.

Bu üç mertebeyi Cenâb-ı Hak yemin ederek bildiriyor. Bunların tehlikesine çok dikkat edip korunmamızı beyân ediyor.

Bu üç mertebe mutlaka tehlikelidir, bunlardan herhalde geçip tehlikeden uzaklaşmalıdır.

Cenâb-ı Hak cümlemizi, hitab-ı izzetiyle ve cennetiyle, cemâliyle müşerref buyursun.

Nefis cihadımızda hepimizi muvaffak buyursun. Âmîn..

Ramazanoğlu M. Sâmi, Bayram Sohbetleri, s. 23-36

Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Altınoluk Dergisi, Sayı: 391

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.