Dünya işlerini yarına bırakıp da bugünü âhiret ameliyle geçireceklerse ne âlâ. Değilse kaçırılan zaman geri gelmeyecektir. Gençlik devresi nefs ve şeytanın şiddetiyle istilâ edildiğinden az amele çok ecir vardır.
Yalan konuşmanın vebali nedir? Yalana müsade edilen üç yer neresidir? Yalan söylemenin çocuğunuza etkisi nasıl olur? Müslümanın hayatında yalana neden yer yoktur?
İman ile olgunlaşmayan insanlar, dünya varlıklarına düşkün olurlar. Çünkü onlar için ne varsa bu dünyalıktır, ötesi yoktur. Bunun için malı severler, helal haram demeden mirasa konarlar, başkalarının miras hakkını dahi almak isterler.
Mal ile ilişkimizin bir dindarlık göstergemiz olacağını asla unutamayız. Ölçüsüz yeme içme sadece bedene zarar açısından düşünülemez. Aynı zamanda nimetler üzerindeki savurganlık olarak da bizi yıpratmaktadır. Mesken, binek vasıtası üzerindeki harcamalarımızın ne kadar gerekli ve tabii ne kadar da şeytanın kardeşleri olmaya zemin oluşturacak bir savurganlık olduğu gözden kaçmayacak bir işarettir.
Ekonomi disiplini adına (ya da hayatla ilgili bütün başlıklar adına) söylenecek her prensip, Allah ile ilişkimize nasıl baktığımızla alakalıdır. Ölçü için O’na bakıyorsak başka insan oluruz, O’nu unutarak yaşıyor, tutkularımız - hevamız bize yön veriyorsa başka insan oluruz. İnsanın bu ayrışmayı unutması da, kendi kendine kurduğu bir psikolojik tuzaktır. Ekonomi disiplini, Müslümanın kendine özgü karakterinin eseri olacaktır.
Allah ayetinde kinin adaleti engelleme yönüne özellikle dikkat çekmiş ve Müslümanları bu konuda uyarmıştır. Ayetin emri gereği Müslümanlar yakınlık, menfaat ya da kin gibi konular sebebiyle hiçbir zaman karşılarındaki kişi ya da topluluğa karşı adaletsizlik yapamazlar.
Musa Topbaş Efendi’den -rahmetullahi aleyh- zenginlere uyarılar...
Rabbimizin görünür-görünmez sayısız nimetlerinden biri de hiç şüphesiz “mal sahibi olma nimeti”dir. Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’in “Sâlih bir adam için mal ne güzel bir nimettir”1 ifadesi, Müslümanın malla ilişkisinin nasıl olması gerektiğine dair ince manalara işaret eder. Her nimet, saygıyı ve şükrü hakeder. Yine her bir nimetin -ilâhî ölçülere dikkat edilmeyecek olursa- yoldan çıkarıcı ve saptırıcı bir yönü de vardır. Öyleyse mala-mülke düşman olmak ya da ondan nefret etmek değil, onu doğru bir şekilde değerlendirecek “sâlih adam” olmak esastır.
Allah için yapılan her şey güzeldir velev ki bu para kazanmak olsun, nefis ve ego adına yapılan her şey de kötüdür velev ki bu ibadet olsun. Yüce Rabbimiz din ile dünya arasındaki dengeyi korumayı hepimize nasip etsin. Amin.
İsâ (a.s), “Servetin üç âfeti vardır demiştir. Birincisi, onu helalinden temin etmemek. İkincisi, helalinden kazansa bile meşrû olmayan yerlere sarf etmektir. Üçüncüsü, meşrû yollara sarf etse bile, o malı düzeltmekle meşgul olmaktır ki, bu da onu Allah’tan alıkoyar.”