Bugünün Müslümanının sahabe neslinden alması gereken iki haslet bulunmaktadır. Bunlardan birincisi mîzâcı ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanları sevmek ve onlara karşı samimi olmaktır. İkincisi de Müslümanlar arasındaki siyasi ihtilaflardan uzak durup, Müslümanlarla uğraşmayı terk etmektir.
Allah kelamından gereğince istifade için gönlümüzü ve aklımızı Kuranın istediği şekilde tezkiye etmemiz, oraya giren zararlı düşünce virüslerini temizlememiz gerekir. İmam gönle giren virüslerin kalbi manen hasta ettiğini ve bu durum düzletilmeden Kuran’ın kalbe fayda vermeyeceğini ifade eder.
Bu fânî dünyada herkes, birer âhiret yolcusudur. Hayatın med-cezirleri içerisinde insana yakışan fazîletler ise, sabır, şükür ve hâle rızâdır.
Bilinen bir gerçektir ki taklîdî de olsa iman aslî bir değerdir. Değeri yüksek olan şeylerin düşmanı da çok olur. Bu sebepledir ki dünya-âhiret mutluluğunun temeli olan imanımızı son nefesimize kadar korumak büyük önem taşımaktadır. Bu noktada her Müslümanın büyük, sürekli ve derin bir titizlik içinde olması gerekmektedir.
Tevbe sûresinde şöyle buyruluyor: “Mü’min erkeklerle mü’min kadınlar da birbirlerinin velîleridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîz ve hakîmdir.”[1]
Nübüvvetin son halkası, âlemlere rahmet olarak gönderilen Habibi Edibi Zi-Şan Efendimiz’in (s.a.v.) getirdiği şeriat, zaman ötesi, kıyamete kadar geçerli olacak ve tüm insanları Allah’a ulaştıracak tek doğru yol olan sırat-ı müstakîm’dir.
Hased çok çirkin bir hasletdir. Müslümanın hayırllı amellerini hased mahveder.
Hasedi kalpten atmanın çaresi nedir? Hased edenden Allah'a nasıl sığınılır? İşte cevabı...
İslâm ümmetinin selâmet ve huzuru, dışarıdan değil içeriden sağlanacaktır. “Ey iman edenler, siz kendi üzerinize yoğunlaşın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapıtan size zarar veremez” (Mâide Sûresi, 105) ilâhî fermanı, bize bu hakikati ilan eder.
Kur'an'ın hangi ayetine tutunulsa, bir şahsiyet inşası süreci başlar ve rahmet insanı - rahmet toplumu olma yoluna girilir. Onun için ayet-i kerime, kişilik değerlerimize konan bir tuğla gibi, bir doku gibi okunmalı, görülmeli ve inşa sürecini hareketlendirmeli.