Peygamber Efendimiz’in “Allah’ım, bunları bana cennette komşu eyle!” diye dua ettiği ailenin hanımı Nesibe Binti Kab’ın (r.a.) hayatı...
Kur’an’a şüphe getirecek her tür fikir ve uygulamadan hem sufilerin hem de tüm Müslümanların uzak durması gerekir. Kur’an ve ahkamı her zaman uygulanabilir her zaman canlı bir dinamiğe sahiptir. Bunun aksini savunarak Kur’an’a şüphe düşürenlere gerekli cevap verilmeli ve bunların görüşleri ile mücadele edilmelidir.
Mevlana Hazretleri de Kur’an’ı ve peygamberlerin hidayetini bir tarafa bırakarak sadece aklına güvenen, onu putlaştıran tiplerin Kur’an karşısındaki tutumunu şu beyitlerle veciz bir şekilde özetler...
Bu yazı “modernist” ya da “tarihselci” diye bilinen çevrelere “İslam ortak paydasında buluştuğumuz kanaatinden yola çıkarak” yapılmış bir sağduyu çağrısıdır. Asla “Üsttenci” bir yaklaşım içinde olmadan yapılan bir çağrıdır bu.
Altınoluk Dergisi bu ayki sayısında Kur'ân-ı Kerim ve Resulullah'ın hukukuna karşı "Sapkın Mecralar" başlığını kapağa taşıyor ve bir sağduyu çağrısında bulunuyor
İsa (a.s.)’dan yaklaşık 4 asır önce yaşadığı tahmin edilen Hipokrat tanımlamış, kanser denen can sıkıcı hastalığı. Kanser kelimesinin eski Yunancada yengeci tarif eden kökten gelmesinin sebebi ise ikisinin de etrafı kemirici özelliği ile ilgili olduğu sanılıyor.
Sufiler, temiz gönülleri Rablerine vasıl kılmak için Kur'ân-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz'in sünnetinden aldıkları metotlarla insanları terbiye etmeye çalışırlar. Zikir, tefekkür, tezekkür, zühd, sohbet ve hizmet gibi usuller tüm tarikatların ana merkezini oluşturur. Ne var ki bu usuller aslında bir değişiklik olmadan zaman ve zemine göre farklı şekillerde uygulanabilir.
Günümüzde alabildiğine allanıp pullanan günahlar karşısında dik durmak her babayiğidin harcı değildir. TV ve internet aracılığıyla her yere kolayca girebilen, ahlâkî değerleri çürüten fuhşu özendiren yayınlar özellikle genç nesilleri zehirlemekte, onları dünyevi ve uhrevi yüce hedeflerden alıkoymakta, zaman ve enerjilerini heder etmektedir. Bu düpedüz toplumun manevi yapısını dinamitlemektir, intihardır. Bu yıkıma karşı durmak en büyük cihattır.
İlim, hilmi/yumuşak ve anlayışlı olmayı artırırsa işte o zaman, kendisinden bekleneni vermiş olur. İlim adamı da sevimli bir hilim kaynağı, kemal örneği ve “İlim ile hilmi nefsinde birleştirebilmiş kişi ne güzel insandır” takdirine layık bir kişi haline gelir.
Sana senin kimseye vermek istemeyeceğin kadar sevdiklerini veren kim? Çok sevdiğin canını en sevdiğin kişiye, yani sana, veren kim? Çok sevdiğin çocuklarını tam da onların anne ve baba olarak sevdikleri, en uygun kişiye, sana veren kim? Beğendiğin aklını en çok beğenecek kişiye, sana, veren kim? Senin en sevdiklerini sana en sevdiklerin olarak veren kim? Herkese ve her şeye senin vermek isteyip de veremeyeceğini veren kim?