“Şüphe yok ki Allah, îman edenleri (düşmanlarına karşı) müdafaa eder. Allah, hâinlik eden her bir nankörü ise asla sevmez.” (Hacc 22/38)
Kazakistan'da İslam'ı öğrenen bir öğrencinin hikayesi, İslam'ı tebliğ açısından ibretlik misaller taşıyor.
Faydası başkasına da dokunan sâlih amel, kişinin sadece kendisine faydalı olan sâlih amelden daha fazîletlidir. Bu anlamda içtimâî hizmetlerin, ferdî nâfile taatlerden daha ehemmiyetli olduğu söylenebilir. Özellikle anne-baba hizmeti, ilâhî rızayı kazanmada birçok hizmetin ve hatta Allah yolunda cihâdın önünde gelir.
Dinin özü, Hakk’a teslimiyetten ibarettir. Her şeyde O’nun irâdesini ve hikmetini görerek, hissederek, büyük bir hayranlık içinde bediî güzellikleri seyretmek ve ilâhî kudret akışları karşısında yürek ürpertisiyle: “Seni tesbih ederiz Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın” diyebilmektir.
Hak ve adâletin sesi olmak, esasen sağlam bir yerde durmanın verdiği özgüvenle güçlü olmak demektir. Bu gücü iyi temsil eden ve etkili bir üslupla kullanmasını bilen kimseler, toplumun bir anlamda kanatlarının altına sığındığı kahramanlardır.
GENÇ Dergisi’nin 135. sayısı çıktı! GENÇ’in kapağında bu ay AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu var. Ekim ayı itibariyle yenilenen GENÇ’in kapakları da taşıdığı özel isimlerle yenilenmişti. Bu anlamda Muhyiddin Şekur ve Shems Friedlander’den sonra Dr. Mehmet Güllüoğlu’nu kapağa taşıdı. Canlı Bir Hayat Yaşıyoruz, Güzel Bir Ölüm İçin diyor Güllüoğlu GENÇ okurlarına...
Müslüman ismi, Hak’ka ve O’ndan gelene teslim olana verilen bir isimdir. İslâm gibi Hakk’ın razı olduğu yüce bir dine teslimiyete yol, imkân ve iktidar bulmak gerekirken, O’ndan kaçma adına bahaneler aramaya çalışan bir kişi, bu haliyle nasıl müslüman kalabilecektir? Bize düşen; İslâm’ı budamak ve yontmak suretiyle çağın ve çağdaş zorbaların kalıbına dökmek değil, kendimizden başlamak üzere yeryüzünü İslâm’ın cihanşümül kalıbına göre yeniden ıslah ve inşa etmek olmalıdır.
Rabbimiz şöyle buyurur: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.” (Fussilet 41/34)
Kur’ân-ı Kerîm’de yolda kalmışlara ve yolculara yardımcı olunması, Rabbimizin sık sık dikkat çektiği hayırlardandır. Ecdâdımız bu mesajı doğru anlamış ve bu uğurda nice müesseseler oluşturmuştur. Yolculuk, bir anlamda gurbette garip olmaktır. Mahzunlaşmaktır. Mahzunun yanında olmak ise her zaman büyük bir hayırdır.
Dil terbiyesi, önemli bir terbiyedir. “Kişi, dilinin altında gizlidir”, denilmiştir. “Üslûb-i beyân ayniyle insan” ifadesi, dilin insan hakikatinin aynası olduğu anlamındadır.