Ab-ı Hayat Katreleri

Mevlânâ'dan Beslenme Tavsiyesi

Hazret-i Mevlânâ “Te­ni aşı­rı bes­le­yip ge­liş­tir­me­ye bak­ma! Çün­kü o, so­nun­da top­ra­ğa ve­ri­le­cek bir kur­ban­dır. Sen, asıl gön­lü­nü bes­le­me­ye bak! Yü­ce­le­re gi­de­cek ve şe­ref­le­ne­cek olan, odur. Be­de­ni­ne, yağ­lı bal­lı şey­le­ri az ver. Çün­kü onu ge­re­ğin­den faz­la bes­le­yen, nef­sâ­nî ar­zu­la­ra dü­şü­yor ve so­nun­da re­zîl olup gi­di­yor. Rû­ha mâ­ne­vî gı­dâ­lar ver. Ol­gun dü­şü­nüş, in­ce an­la­yış ve rû­hî gı­dâ­lar sun da, gi­de­ce­ği ye­re güç­lü, kuv­vet­li git­sin.” sözleriyle bizlere manevi gıdalanmamız gerektiğini söyler.

Kendini Tanımak Güç mü?

Hadîs-i şerifte “Nefsini bilen, Rabbini bilir.” buyrulmuştur. Bu beyân, insanın kendini tanıması ve değerini takdir husûsundaki güçlüğün ifadesidir.

Kalpten Kalbe Yol

Eskiler, “Kalpten kalbe yol vardır.” demişlerdir. Bu yol, kalpten kalbe hâl akışını sağlayan muhabbet kanalıyladır. Bu bakımdan kötülere muhabbet edenler, onların hâlleriyle hâllendikleri gibi Allâh’ın sevgili kullarına muhabbet edenler de o sevgili kulların hâlleriyle hâllenirler.

Kibirliye Karşı 'Kibir' Olur mu?

Fıtrî bir sermâye olan kibir temâyülünü kullanmanın câiz, hattâ gerekli olduğu durumlar vardır. Nitekim bunlardan biri olarak“Kibirliye karşı kibir, sadakadır.” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, IV, s. 366/5299) buyrulmuştur.

Allah'ın Razı Olduğu Kul

İslâm’a karşı mütecâviz bir durumda olan inançsızlara ve fâsıklara karşı İslâm’ın izzet ve haysiyetini muhâfaza etmek için yapılan tekebbür de makbûl sayılmıştır. Zîrâ böyle durumlarda bu fıtrî sermâye yerinde, haklı ve müsbet bir sûrette kullanılmış olur ki, o zaman “vakar” adını alır.

Cennet ve Cehennemi Dolduracaklar

Cenneti ve cehennemi dolduracak insanlar...

Kibirli İnsanlar Cehennem Ehli

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, katı kalpli, kaba, cimri kimselerle birlikte, kurularak yürüyen kibirli insanların cehennem ehlinden olduğunu belirtiyor.

Kalpteki Çıban

Cenâb-ı Hak, dünyâ hayâtını bir imtihan âlemi olarak yaratmış, bu yüzden insanoğlunu hayra da şerre de temâyül edebilecek bir kâbiliyet ile techîz etmiştir. Dolayısıyla her bir kulun iç dünyâsı, hak ile bâtıl ve hayır ile şer temâyülleri arasında bir mücâdele sahasıdır.

Kibrin ve Kinin Başlangıcı

Kibrin ve kinin başlangıcı, her türlü nefsânî arzulardan, bilhassa Kârûn gibi bir zenginliğe ve dünyevî isteklere karşı duyulan aşırı sevgidendir. Bu aşırı arzuların gönüle yerleşip kalması, kök salması da âdet ve alışkanlıktandır.

Şeytanın İlk Ameli

Şeytanın ilk ameli kibir sâikıyla Haktan yüz çevirmesiydi. Unutmayın ki bununla paralel düşenler de şeytan gibi merdûd (reddolunmuş) ve makhûr (kahrolunmuş) olmaktan kurtulamazlar.