Niyetler dönüştürücüdür. Mârûf-ı Kerhî hazretlerinin samimi niyeti ve duası gençlerin gönüllerini yumuşatan bir iksire dönüşmüştür.
Gerçek bir izzet, Rabb’in rahmet hazinelerine yönelmek suretiyle fânilere karşı müstağni bir duruş sergilemektir.
Güzel bir ahlâk olan hayâ, özellikle günaha düşen kullarda, insanlardan özellikle dostlarından uzaklaşma hissiyatı verir. Böyle durumlarda onu yeniden kazanmak için hassas davranmalı, suçunu iki de bir yüzüne vurarak şahsiyetini ezmemelidir. Zira ezilen şahsiyeti yeniden diriltmek kolay değildir.
Hasan el-Bennâ, Mısırlı alim Şeyh Muhammed Saîd el-Arafî’nin bir önder için hayati tavsiyelerini anlatıyor.
Mürebbi, mürşid, hoca ve ebeveyn gibi büyüklerin, muhabbet ve merhametten kaynaklanan ikazları ve cezalandırmaları kişiyi küsüp uzaklaştırmaz. Zira böyleleri, insanı iterek değil, kendilerine çekerek ikaz ederler.
Gönül almanın ve gönle girmenin en kolay ve emin yolu, hizmetten geçer. İnsanın hayat kalitesini geliştirmesi ve mânen seviye kazanması bakımından, gönül himmeti alması önemlidir. Özellikle sâlihlerin, Rabbânî âlimlerin, mahzunların, muhtaçların ve mazlumların dualarına vesile olacak hizmetler, gönül himmetine nâiliyyet bakımından bulunmaz feyz kaynaklarıdır.
Bilgi, hâl ve dirâyette seviyeniz ne olursa olsun, istişâre, vazgeçilmemesi gereken bir emr-i ilâhîdir.İstişâre, ilâhî bir emirdir ve özellikle sorumluluk mevkiinde bulunan liderlerin riâyeti zaruridir. İstişâre, Rabbimizin farklı gönüllere lütfettiği hakikat pırıltılarının toplanarak yolu aydınlatacak güneşe dönüşmesidir. İstişâre, ekibin gönlünü işin içine katmaktır.
Tarihte nice zaferler, liderlerin heyecan ve ruh üfleyen samimi hitapları neticesinde askerlerde oluşan gönül ve hedef birlikteliğinin neticesinde gelmiştir. Dâvâsına adanmış ve bu uğurda şehâdeti göze almış kimselerin sözleri ise, çok daha tesirli ve sürükleyicidir.
Tebliğ ve irşadda, sözün önemi inkâr edilemez. Ancak hâl ile tebliğ, diğer bir ifadeyle temsîli tebliğ çok daha etkilidir. Söz ve hâl birlikteliği gerçekleştiğinde ise o zaman -Allah’ın izniyle- elbette çok daha güzel sonuçlar alınacaktır.
Bir tarafta misafir geldi diye alnı kırışan, yüzü ekşiyen dar gönüllü nasipsizler, diğer tarafta ise misafirsiz sofraya oturmayan derya gönüllü bahtiyârlar. Hepsi insan suretinde, fakat mânâ cihetiyle gönül madenleri ne kadar farklı…