Savaşın Acısını Eğitimle Unutmaya Çalışıyorlar

İç savaş nedeniyle kimi ailesiyle kimi yakınlarıyla Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocuklar, yaşadıkları acıları unutmaya çalışarak, eğitimlerini sürdürebilmenin mutluluğunu yaşıyor.

Ülkelerindeki iç savaş nedeniyle Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocuklar, yaşadıkları acılara inat, eğitimlerini sürdürebilmenin mutluluğunu yaşıyor.

Kimi ailesiyle kimi ise yakınlarıyla Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde hayata tutunmaya çalışan çocuklar, yaşadıkları kötü günlere rağmen gülümsemekten vazgeçmiyor.

Reyhanlı ilçesinde 15 bin 831 Suriyeli çocuk, geçici eğitim merkezi ile Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullarda eğitim hayatını sürdürüyor. Kendileri için açılan geçici eğitim merkezlerinde okullarına devam eden çocuklar, her şeye rağmen geleceğe umutla bakıyor.

"Ülkemde savaş bitsin, tüm çocuklar gülsün"

İlçedeki Yenişehir İlkokuluna giden Ahmet Alzamir (10), yaptığı açıklamada, 2 yaşında ailesiyle İdlib'den Türkiye'ye geldiğini söyledi.

Ülkesindeki olayları yeni yeni anlamaya başladığını ve çok üzüldüğünü ifade eden Alzamir, kendilerine kucak açan Türkiye'de huzurlu şekilde yaşadıklarını kaydetti.

Reyhanlı ilçesinde eğitimini devam ettirdiğini dile getiren Alzamir, babası gibi ilerde doktor olmak ve çocuklara yardım etmek istediğini belirtti.

Türkiye'yi çok sevdiğini ve burada olmaktan mutlu olduğunu aktaran Alzamir, "İdlib'den 2 yaşında geldim ve şimdi orada neler oluyor biliyorum. Çocukların acı çekmemelerini diliyorum. Ülkemde savaş bitsin ve tüm çocuklar gülsün. Bizler de inşallah yakın zamanda ülkemize döneriz." diye konuştu.

Halep'ten gelen 10 yaşındaki Halil Fatih de ülkesindeki savaşın bir an önce bitmesini istediğini dile getirdi.

Ülkesine dönmek istediğini anlatan Fatih, "Burada her şey çok güzel, okulumuza devam edebiliyoruz. İlerde mühendis olarak ülkemde görev almak istiyorum. Savaşın bitmesini ve yeniden ülkemize dönmeyi bekliyoruz." dedi.

Fatih, tüm çocukların her zaman gülebileceği bir hayatının olmasını temenni etti.

Mirna Bakkur (5) da Türkiye'yi sevdiğini ve buradaki arkadaşlarıyla güzel vakit geçirdiğini ifade etti.

Hamza Hürol Anaokulu öğretmeni Emine Nur Elver, Suriye'deki savaşın en çok çocukları etkilediğini ve onları hayata adapte etmek için yoğun çaba sarf ettiklerini kaydetti.

Özellikle yetim kalan çocuklarla birebir ilgilendiklerini belirten Elver, çocuklara yaşadıkları kötü günleri unutturmaya ve onları bir nebze olsun tebessüm ettirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

Kaynak: AA

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.