Sahabe Namazı Hayatın Neresine Koymuştu?

Namazı olmayanın İslâm’da yeri yoktur!" diyen ağır yaralı Hz. Ömer'den, ayağındaki ok namazda çıkarılan Hz. Ali’ye; idam sehpasında son arzusunu secdede bulan Hz. Hubeyb’e kadar sarsıcı tablolar...

Hazret-i Ömer radıyallahu anh sûikaste uğrayıp ağır yaralandığında, kan kaybından bayılıyor, kendisini bir türlü ayıltamıyorlardı.

ENSAR VE MUHACİRİN NAMAZ AŞKI

Fakat namaz vakitleri girdiğinde biri kulağına eğilip; 

“Namaz yâ Ömer, namaz!” diye seslenince, hayret verici bir iradeyle ayılıyor ve o hâliyle namazını edâ ediyordu. Ardından da; 

“Namazı olmayanın İslâm’da yeri yoktur!” deyip tekrar kendinden geçiyordu. Namazın İslâm’ın şiârı olduğu hakikatini ne muazzam bir idrâk ediş!..

Hz. Ali’nin Acısını Unutturan Huşû

Hazret-i Ali radıyallahu anh’ın da bir muharebede ayağına ok isabet etmişti. Izdırâbının şiddetinden dolayı oku çıkaramadılar. Hazret-i Ali radıyallahu anh; 

“Ben namaza durayım da öyle çıkarın!” dedi. Dediği gibi yaptılar ve hiçbir zorluk çekilmeden, kolayca çıkarıldı. Hazret-i Ali selâm verip;

“Ne yaptınız?” diye sorduğunda, oradakiler; 

“Çıkardık!” dediler. Demek ki Hazret-i Ali radıyallahu anh, namazda âdetâ dünyadan tecerrüd ediyor, bedenî ızdıraplarını dahî unutacak derecede kendini ibâdete teksîf ediyordu.

İdam Sehpasındaki Son Secde: Hz. Hubeyb

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, İslâm’ı tebliğ etmek maksadıyla etrafındaki kabîlelere muallimler gönderirdi. Fakat gönderdiği bazı muallimler, ihânete mâruz kaldı. Bu ihânetlerin en büyüklerinden biri; ‘Recî Vak‘ası’dır. Gönderilen 10 muallim sahâbîden sekizi oracıkta şehîd edilmiş, ikisi ise Kureyşlilere satılmıştı. Onlardan biri Hubeyb radıyallahu anh idi. Haram aylar çıkıp, kendisini öldürmeye karar verdiklerinde onu Hill denilen yere çıkardılar. Hubeyb onlara; 

“Müsaade edin de iki rekât namaz kılayım.” dedi. Bıraktılar. Hubeyb radıyallahu anh iki rekât namaz kıldı ve sonra;

“Allâh’a yemin ederim ki ölümden korktuğumu zannetmeyeceğinizi bilsem, bu namazı daha fazla kılardım.” dedi. Böylece Hazret-i Hubeyb, idam edilecek her Müslümanın iki rekât namaz kılması âdetini başlatan ilk kişi oldu.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

EBEDÎ KURTULUŞUN ŞİFRESİ: HUŞÛ VE İHSAN ŞUURUYLA NAMAZ

Ebedî Kurtuluşun Şifresi: Huşû ve İhsan Şuuruyla Namaz

PEYGAMBERİMİZİN TÂLİM ETTİĞİ NAMAZ

Peygamberimizin Tâlim Ettiği Namaz

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.