Efendimiz’in Terbiyesiyle Dört Hususta Derinleşen Sahâbe
Peygamber Efendimizin (s.a.v) terbiyesinde dört hususta derinleşen sahabe. Osman Nuri Topbaş Hocaefendi cevaplıyor.
Sahâbî, Efendimiz’in terbiyesiyle dört hususta derinleşti. Dört hususta büyük bir fazilet kazandı. Medeniyetin lezzetini tattı.
Birincisi, kalbin Cenâb-ı Hakk’la beraber olmasını öğrendiler. Bunun bir zevkini yaşadılar. "Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur" (Ra'd Suresi, 28. Ayet). Cenâb-ı Hak o kalbe hangi ahvalde olursa olsun bir huzur hâli ihsan etti. İşte bunu, o zaman zaman Gazze'de filan, o zulmetin içinde elinde bir Kur’an-ı Kerim var. "Allah geçmiş oğullarıma rahmet olsun, şehit oldular" diyor.
İkincisi, Peygamber Efendimiz’e ittibayı öğrendiler. "Men yuti’ir-resûle fekad etâ’allâh"; kim Allah Resûlü’ne itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur (Nisâ Suresi, 80. Ayet). Cenâb-ı Hak ne büyük bir nimet, en büyük peygamber, ona itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Demek ki önümüze daima bir örnek, bir mizan; ben nasıl ibadette, muamelatta, muaşerette, ukûbatta nasıl Allah Resûlü’ne yakınım? Demek ki kendimizi daima teftiş edeceğiz. Bir problem var mı hayatımızda? Varsa eğer kendimizi muhasebe edeceğiz (Tirmizî, Kıyâmet, 25).
Üçüncüsü, din kardeşinin nasıl içtimaî bir düzen olduğunu öğrendiler. Daha evvel bir kabile yarışı vardı. Bir kabileden bir kabile bir küçük taş alsa ilk kabile birbirine girerdi. Fakat bu ne öğretti Efendimiz? "Dünyanın mersûs"; Müslümanlar üst üste konan kerpiçler gibidir (Buhârî, Salât, 88). Allah sana verdi, ona vermedi, sen o kardeşinden mes’ulsün. Merhamet de budur. Onun eksikliğini senin telafi etmen lazım. Onun için Hazreti Ömer (r.a.) geceleri matemlerin civarında dolaşıyordu. Arşın gölgesinde olacak Efendimiz’in dediği yedi kişiden biri de Allah için kardeş olanlardır (Buhârî, Ezân, 36).
Dördüncüsü, Efendimiz’in öğrettiği dördüncü; hâlık nazarıyla mahlukata bakış tarzını öğrendiler. Merhamet ve şefkat zirveleşti. Bir yanık karınca yuvası Müslümanları baştan Efendimiz’in dehşetine sevk etti. "Kim" Efendimiz, "bir karınca yuvasını yakabilir?" dedi (Ebû Dâvûd, Cihâd, 112). Daha evvel tarlaları yakılan halini düşünmek lazım. Hayvan hakkı titizliğinde bulundu. Onun kıyamette bir hakkı olduğunu, bir zulüm gören hayvanın hakkını alacağını, hatta Mekke’ye giderken bir dişi köpek yavrularını emziriyorsa "öbür taraftan geçin" buyurdu. Bu Cenâb-ı Hakk’ın Rahmân ve Rahîm esmasının kulda bir tecellisi olacak. Velhâsıl bir mümin de Efendimiz’in güzel ahlakından hissedar olmaya gayret edecek.










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!