Sabr-ı Cemil (sabırların En Güzeli)

Hiç düşündün mü? Hz. Yakup (a.s.) neden oğlu (Yusuf a.s.) ile imtihan edilmişti? Çünkü Yakup (a.s) oğulları içinde en çok Yusuf’u (a.s) sevmişti ve kişi daima en çok sevdiği ile imtihan edilirdi.

Hz. Yakup’un (a.s.) hali Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

“(Kardeşleri bir de Yûsuf’un), üstüne yalan bir kan bulaştırılmış olan gömleğini getirdiler. (Yâkup) dedi ki: Hayır! Nefisleriniz sizi aldatıp böyle büyük bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bana anlatmakta olduğunuz şeye karşı yardımına sığınılacak olan ancak Allah’tır.” (Yûsuf, 18)

Rivâyete göre, Yûsuf’un (a.s.) kana bulanmış olan gömleği Yâkup’a (a.s.) getirilince, onu yüzüne gözüne sürdü, ağlayıp inlemeye başladı:

“-Bugüne kadar böyle yumuşak huylu bir kurt görmedim! Oğlumu yemiş de sırtındaki gömleği parçalamamış!” dedi.

DİLLERE DESTAN ŞİİR

Hz. Yâkup’un (a.s.) bu içli feryâdını Yûnus Emre, dillere destan şiiriyle şöyle dile getiriyor:

Ben bir Yâkub idim kendi hâlimde,

Mevlâ’nın ismi var idi dilimde,

Kaybettim Yûsuf’u Ken’an ilinde

Ağlar Yâkub ağlar: Yûsuf’um diye!

Yûsuf’um götürüp al kan ettiler,

Kurtlar yedi diye bühtân ettiler,

Yûsuf’un gömleğin bilmem nettiler,

Ağlar Yâkub ağlar: Yûsuf’um diye!

Gözyaşı dökmekte olan Yâkup’a (a.s.) artık sabretmekten başka bir şey kalmamıştı. O da hâlinden hiç kimseye şikâyet etmeden sabretti:

“Dedi ki: “Ben, gam ve üzüntümü yalnızca Allah’a şikâyet ediyorum. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum.” (Yûsuf, 86)

Resûlullâh, Cebrâil’e (a.s.) sordular: “–Yâkup’un Yûsuf’a olan hicrânı ne dereceye varmıştı?”

Cebrâil de:

“–Evlâdını kaybetmiş olan yetmiş annenin çektiği hicrânın tamamı kadardı!..” cevâbını verdi.

Efendimiz:

–O halde onun sevâbı ne kadardır? diye sordular. O da:

–Yüz şehit sevâbıdır. Çünkü o, Allah’a bir ân bile sû-i zan etmedi, dedi. (Suyûtî, ed-Dürrü’l-mensûr, IV, 570)

İşte bu sabır, sabırların en güzeliydi.

SABR-I CEMİL NE DEMEK?

Sabr-ı cemîl, başa gelen belâ ve musîbetleri hiçbir şekilde başkasına şikâyet etmeden, onlara tahammül göstermektir. Çekilen çileler ve ibtilâlar insanlara şikâyet edilirse, hâdiseler karşısında gösterilen sabır, husûsiyetini kaybeder.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Nebiler Silsilesi 1, Erkam Yayınları

 

HZ. YAKUP (A.S.) KİMDİR?

Hz. Yakup (a.s.) Kimdir?

SABIR AYETLERİ

Sabır Ayetleri

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.