Reci Vakası Kısaca Nedir?

Reci vakası nedir? Reci vakası nasıl olmuştur? Reci vakası hakkında kısaca bilgiler...

Uhud Gazvesi'nden (3/625) sonra Benî Hüzeyl'in bir kolu olan Benî Lihyân kabilesinin reisi Hâlid b. Süfyân (veya Süfyân b. Hâlid) Medine’ye karşı bir saldırı hazırlığına girişerek komşu kabilelerden asker toplamaya başlamıştı. Durumdan haberdar olan Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Hâlid b. Süfyân'ı ortadan kaldırması için Abdullah b. Üneys el-Cühenî’yi görevlendirdi. Abdullah'ın tek başına Ürene vadisinde onu pusuya düşürerek öldürmesiyle bu tehlike ortadan kalktı.

PUSUYA DÜŞÜRÜLEN 10 SAHABİ

Benî Lihyân'ın müslümanlara karşı düşmanlığını daha da arttıran bu hadiseden bir ay sonra Adal ve Kare kabilelerinden bir heyet, Medine'ye gelip Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den kabilelerine İslâmiyet’i öğretecek bir heyet göndermesini istedi. Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in gönderdiği on kişilik heyet Mekke ile Usfân arasında Hüzeyl kabilesine ait Hede mıntıkasında Recî' suyu yanında konakladı. Bunu haber alan Lihyânoğulları’ndan 100 kişilik silâhlı bir birlik müslümanları esir edip Bedir ve Uhud gazvelerinde yakınları ölen Kureyş müşriklerine satmak için harekete geçti. Heyette bulunan yedi kişi teslim olmayı kabul etmeyip müşriklerle savaşarak şehid oldular. Diğer üç kişiden biri olan Abdullah b. Târik Mekke’ye götürülürken Merrüzzahrân’da ipinden kurtulup müşriklerle çatışarak şehid oldu. Diğer iki sahâbî ise Kureyş’e satıldı; Mekkeli müşrikler, Hubeyb b. Adî ile Zeyd b. Desinne’yi bir süre Mekke’de hapsettiler, haram ayların çıkmasından sonra Harem sınırları dışındaki Ten'im mevkiine götürüp darağaçlarına bağladılar ve ellerine mızrak verilen çocukları saldırtarak şehit ettiler.

Resûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bu olaydan iki yıl sonra Benî Lihyân’ı cezalandırmak için 200 kişilik bir birlikle Medine’den ayrıldı. Gideceği yeri gizlemesine rağmen yurtlarını terkeden Lihyânoğulları'nı yerlerinde bulamadı. Burada kaldığı iki gün süresince bazı kabilelere birlikler gönderdi ve Kureyş'i tehdit için Usfân’a kadar yaklaştıktan sonra Medine'ye döndü.

Bugün Vatyâ adıyla bilinen Recî' Mekke-Medine eski yolundan 65 km. uzaklıkta ve Usfân’a gelmeden 15 km. sağ taraftaki vadiden 5 km. içeridedir. Burada küçük bir gölet mevcuttur ve çevresinde 40-50 cm. kazıldığında suya ulaşılmaktadır.

Kaynak: Diyanet İşleri Kutsal Topraklar Rehberi

RECÎ VAKASI NEDİR, NASIL OLMUŞTUR?

Recî Vakası Nedir, Nasıl Olmuştur?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.