Peygamberimizin Ümmetine Bıraktığı İlim
Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ümmetine bıraktığı ilim nedir? Bu ilimlerin hayatımızdaki yeri ve önemi nedir?
Aslen ümmî olan Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ümmetine bıraktığı ilim, uhrevî ve mânevî ilimdir. Bu mukaddes ilmi; günümüzün mâneviyatsız, akademik bilgi yığını ile karıştırmamak lâzımdır. Aynı hadîs-i şerifte geçen şu ifadeyi de benzer istikamette anlamak îcâb eder:
“Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir.” (Ebû Dâvûd, İlim, 1; Tirmizî, İlim, 19)
Yani;
“(Zâhir ve bâtınını ikmâl etmiş, ilmini irfan hâline getirmiş) âlimler, peygamberlerin vârisleridir.”
Onların tevârüs ettiği mîras, insan yetiştirme vazifesidir. Çünkü Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; risâleti boyunca en büyük cehd ve gayretini, nesilleri irşâd edecek insanları yetiştirmeye sarf etmiştir. Daha mü’minlerin sayıca pek az olduğu Mekke devrinde, O’nun Câfer -radıyallâhu anh-’ı yetiştirip Habeşistan’a giden kafilenin başında gönderdiğini görüyoruz.
Câfer-i Tayyâr, Hayber’in fethine kadar yaklaşık 13 sene Habeşistan’da kalıp Necâşî’nin ve nice bahtiyarın İslâm ile şereflenmesine vesile olmuştur.
Yine Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Mekke’de Dâru’l-Erkam’ı; ideal, şahsiyetli ve vasıflı insan yetiştirme gayretlerinin merkezi hâline getirmiştir. O fazîletli mektepte yetişen Mus‘ab bin Umeyr -radıyallâhu anh-; muallim ve mübelliğ olarak gönderildiği Medine’yi, Kur’ân’la fethetmiştir.
Medîne-i Münevvere’ye hicretten sonra; vasıflı insan yetiştirme gayretleri, Mescid’in bitişiğindeki Suffa’da büyüyerek genişledi. Suffa’da; kendilerini Allah yoluna adamış, fakir, kimsesiz Kur’ân talebeleri olurdu. Onlar Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in gece-gündüz alâkadar olduğu talebeleriydi. Cihâda gönderdiği askerleri ve tebliğe gönderdiği muallimleriydi.
Peygamberimiz, gençlerle husûsen alâkadar olurdu. O’nun çevresindeki; Zeyd bin Hârise, Üsâme bin Zeyd, Mus‘ab bin Umeyr, Câfer-i Tayyâr, Zeyd bin Sâbit, Abdullah bin Ömer -radıyallâhu anhüm- gibi nice sahâbîler 15-20 yaşlarında gençlerdi.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Eylül, Sayı: 247












YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!