Peygamberimizin Babası Ne Zaman Vefat Etti?

Peygamberimizin (s.a.v.) babası ne zaman ve nerede vefat etti? Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in babası Abdullâh’ın vefâtı.

Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, babasını hiç göremedi.

PEYGAMBERİMİZİN BABASI NE ZAMAN VE NEREDE VEFAT ETTİ?

Peygamber Efendimiz’in babası Hz. Abdullâh, izdivâcından kısa bir müddet sonra Kureyş’in bir ticâret kervanıyla Şam’a gitmişti. Ticâretini bitirip dönerken yolda hastalandı. Medîne’ye gelince arkadaşlarına:

“–Ben burada dayılarım Neccâroğulları’nın yanında biraz kalayım.” dedi ve bir ay orada kaldı.

Dayılarının bütün gayretine rağmen iyileşemedi ve orada vefât etti. Medîne’ye defnedildi.[1]

Tâhiru’l-Mevlevî şöyle der:

“Cenâb-ı Abdullah 25 yaşında iken garîb olarak vefât ederek Medîne’ye “Dâru’n-Nâbiğa”ya defnolundu. Burası hâlen mâmur olup Medîne-i Münevvere’de “Hâratü’s-Sâha” denilen caddeye çıkan bir sokak içindedir.”[2]

Hz. Âmine, kocası Hz. Abdullâh’ın vefat haberini alınca üzüntüsünden günlerce gözyaşı döktü, onun gibi birinin bulunamayacağını, herkes tarafından çok sevildiğini, çok cömert ve merhametli olduğunu ifâde eden mersiyeler söyledi.[3]

Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in yetim olarak doğması, bir müddet sonra da annesini ve dedesini kaybederek baba terbiye ve himâyesinden uzak ve anne şefkatinden mahrum büyümesi tesadüf değildir. Hatta bebekliği bile âilesinden uzak bir şekilde Benî Saʻd çöllerinde geçmiştir. Bunun hikmetlerinden birisi, bâtıl ehlinin kalplere şüphe atmasına mâni olmaktır. İnsanların vehme kapılarak Allah Rasûlü’nün risâlet dâvâsına baba ve dedesinin irşâdıyla kalkıştığını düşünmemeleri içindir. Amcası Ebû Tâlib’in müslüman olmamasında da bu hikmeti aramak mümkündür. Yanında kaldığı Ebû Tâlib müslüman olsaydı bazı insanlar onun bu risâlet dâvâsında dahli olduğunu vehmeder ve bu meselenin bir kabile, âile, makam ve mansıb meselesi olduğunu zannedebilirdi.

Allah’ın hikmeti bu şekilde Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in beşerî himâye ve maldan uzak olarak yetişmesini murâd etti ki nefsi rahatlığa ve makâma meyledip önde olma sevdâsına kapılmasın, böylece insanların nazarında nübüvvetin tertemiz kudsiyeti ile dünya makâmı birbirine karışmasın, dünyevî bir mevkîye ulaşmak için nübüvveti kullandığı zannına kapılmasınlar!

Dipnotlar:

[1] Bkz. İbn-i Sa’d, I, 99. Krş. Hâkim, II, 661/4191. [2] Tâhiru’l-Mevlevî, Müslümanlığın Medeniyete Hizmetleri, II, 33. [3] Bkz. İbn-i Sa’d, I, 100.

Hazırlayan: Dr. Murat Kaya, Siyer-i Nebi.

HZ. PEYGAMBER’İN BABASI ABDULLAH İLE ANNESİ AMİNE’NİN İZDİVACI

Hz. Peygamber’in Babası Abdullah İle Annesi Amine’nin İzdivacı

PEYGAMBERİMİZ’İN BABASI HZ. ABDULLAH KİMDİR?

Peygamberimiz’in Babası Hz. Abdullah Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.