Peygamber Efendimiz Namaz Vakitlerini Nasıl Öğrendi?

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz zamanında namaz kaç vakitti? Peygamberimiz (s.a.v.) namaz vakitlerini nasıl öğrendi?

Miraç’ın en büyük hediyesi beş vakit namazdır. Bunun vakitleri de Kâbe’nin yanında gösterilmiştir:

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşladır:

“Cebrail (a.s) bana Beyt’in yanında iki gün imam olup namaz kıldırdı. İlk gün Öğle’yi güneş batıya meyledip (gölge) ayakkabının tasması kadar olduğu zaman; İkindi’yi, (her şeyin) gölgesi kendisi kadar olunca; Akşam’ı, güneş batıp oruç­lunun iftar ettiği vakitte; Yatsı’yı, şafak kaybolunca; Sabah’ı da fecir doğup oruç­luya yeme içmenin haram olduğu zaman kıldırdı.

Ertesi gün ise Öğle’yi, (her şeyin) gölgesi kendisi kadar; İkindi’yi, iki misli olunca; Akşam’ı, ilk günkü vaktinde güneş batıp oruçlunun iftar ettiği vakitte; Yatsı’yı, gecenin ilk üçte biri geçince; Sabah’ı da ortalık ağarınca kıldırdı. Sonra da bana dönüp şöyle dedi:

«–Ya Muhammed, bu, senden evvelki nebilerin vaktidir ve namazların vakitleri, bu iki vakitlerin arasıdır».” (Ebû Dâvûd, Salât, 2/393; Tirmizî, Salât, 1/149)

Cebrâîl (a.s), Akşam namazını iki günde de aynı vakitte yani güneş batınca hemen kıldırmıştır. Çünkü Akşam namazının vakti kısadır, çabucak geçiverir. Bu sebeple onu, yıldızlar iyice belirmeden hemen kılmaya dikkat etmek gerekir.

Kaynak: Dr. Murat Kaya, Mescid-i Haram’dan 111 Hatıra, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

PEYGAMBER EFENDİMİZ MİRAÇ GECESİ NELER YAŞADI?

Peygamber Efendimiz Miraç Gecesi Neler Yaşadı?

NAMAZI KİMDEN ÖĞRENDİK?

Namazı Kimden Öğrendik?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.