Osmanlı Armasındaki Semboller Ne Anlatıyor?

Osmanlı arması, gören gözleri mest eden, hayranlık uyandıran bir eser. Cumhuriyet tarihinde Osmanlı eserlerine karşı kara propagandadan kurtulan bazı ender mimari eserlerin girişlerini süsleyen Osmanlı arması, üzerinde 30 ayrı sembol taşıyor. İşte o semboller ve anlamları...

ARMA İLK OLARAK SULTAN ABDÜLMECİD ZAMANINDA KULLANILDI

Arma, Osmanlı Devleti`ne ilk olarak Sultan Abdülmecid devrinde girmiştir. Barışçıl bir padişah olup tuğrasının yanına bir gül koydurmuştur. Bu motifle bütünleyici bir rol üstlenmiş, tüm dünyaya 'ben barışçıl bir padişahım' demek istemiştir.

osmanli armasi

Kırım Harbi`nde müttefikimiz olan Fransızlar, bir dostluk armağanı olarak Légion d`Honneur Nişanı`nı Sultan Abdülmecid Han`a verirler. Bunun üzerine diğer müttefikimiz İngilizler bunun gerisinde kalmamak için Diz Bağı Nişanı`nı hediye ederler. III. Edward tarafından çıkarılan Diz Bağı Nişanı`nda şöyle bir gelenek vardır:

Diz Bağı Nişanı verilen kişilerin armaları Windsor Sarayındaki St.George Kilisesi duvarlarına asılırdı. Osmanlı Devleti`nin o güne kadar arması olmadığından Sultan Abdülmecid İngilizlerden bu işin ustalarını göndermesini istemişti.

Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Charles Young’u (bir arma ressamı) İstanbul’a göndermiştir. Charles, Osmanlı Devleti`ne ilk armayı yapar. Etienne Pisani isimli bir tercüman ile icraatlarını yürüten ressam, Osmanlı Devleti`ni bütünüyle kapsayan bir arma yapmak için yoğun çaba sarf eder. Sonunda saltanat kavuğu, sorguç, tuğra ve ay yıldızın da içinde bulunduğu Osmanlı Devletine yakışır bir eser ortaya çıkarır.

Yaptırılan bu arma daha sonra Londra`daki Osmanlı Sefiri Kostaki Efendi’ye gönderilip teslim edilir. Yapımı tamamlanan ve İngiltere’ye gönderilen arma, resmi tören ile alınır ve St. George Kilisesi`nin en yüksek yerine asılır.

ARMANIN SON ŞEKLİ SULTAN II.ABDÜLHAMİD ZAMANINDA BELİRLENDİ

Böylelikle Abdülmecid, Osmanlı Devleti`nde ilk kez yabancı nişan kabul eden sultan olur. Daha sonra Abdülmecid Han`ın oğlu Sultan II. Abdülhamit, babasının devrinde yapılan armaya yeni eklemelerde bulunur. 17 Nisan 1882 yılında resmi arma olarak kabul edilir ve kullanılmaya başlanır.

İŞTE OSMANLI ARMASINDAKİ SEMBOLLER VE ANLAMLARI

osmanlı arması

1- Tuğranın etrafındaki bu güneş motifi, padişahın güneşe benzetilmesinden ileri gelir

2- II. Abdülhamit`in tuğrası.

3- Sorguçlu Kavuk: Osman Gazi`yi ve tahtı temsil eder.

4- Yeşil Hilafet Sancağı

5- Süngülü Tüfek: Osmanlı ordusunun asli silahı olmuştur

6-Çift Taraflı Teber.

7-Toplu Tabanca

8-Terazi: Şeşper ve asaya asılıdır, adaleti temsil eder.

9-(Üstte)Kur`an-ı Kerim (Altta) Kanunnameler.

10-Nişan-ı Âli-i İmtiyaz.

11-Nişan-ı Osmanî

12-Asa ve Şeşper

13-Çapa: Donanmayı temsil eder.

14-Bereket Boynuzu.

15-Nişan-ı İftihar

16-Yay

17-Nişan-ı Mecidi

18-Borazan

19-Şefkat Nişanı

20-Top Gülleleri

21-Kılıç

22-Top

23-El siperlikli merasim kılıcı.

24-Mızrak

25-Çift Teber.

26-Tek Taraflı Teber

27-Bayrak

28-Osmanlı Sancağı

29-Mızrak

30-Kalkan ortasında stilize edilmiş güneş motifi ve 12 yıldız

Bayrakların ortasındaki eliptik şekil ve kavuk saltanat ve hilafeti; soldaki çiçekler müsamahayı; soldaki terazi adaleti; soldaki kitap Kur`an-i Kerim`i; sağ ve soldaki silahlar orduyu; güneş, devletin büyüklüğünü; güneşin ortasındaki yeşil yuvarlak ve içindeki tuğra, en büyük Müslüman Türk hanedanını; tuğranın altındaki ay, dünyadaki bütün Müslümanların hamisi oluşunu; madalyonların asılı olduğu aksam köklü Osmanlı kültürünü; en altta asılı madalyonlar, çeşitli milletlerden oluşan Osmanlı halkını ifade eder.

Kaynak: Bilal Yavaş, Genç Dergisi

OSMANLI TUGRASI

Osmanlı Tuğrası

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • Emeği geçen herkeze teşekkürler

    çooooooook teşekkür ederim ödevime yardımcı oldun

    Aydınlandım resmen, Osmanlı Devleti tarihine oldukça ilgi duyuyorum. Sanırım II. Abdülhamit dönemin çok önemli padişahlarından, hak ettiği değeri pek görmemiş gibi.

    Yıllardır bu arma üzerindeki detayları merak ediyordum sizin sayenizde öğrendim teşekkür ederim böyle yararlı bir paylaşım için

    Çok güzel anlatmışsınız. Şanlı tarihimizi bilmemiz gerekiyor. Her ana baba evladına atalarını öğretmeli.

    Teşekkürler

    Eyw kardeş çok teşekkürler ödevimde çok yardımcı oldunuz ... Allah razı olsun.

    teşekkürler

    cok tesekkurler

    Teşekkürler.

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.