Oruçluya Mekruh Olan Şeyler

Oruçlu iken yapılması yasak olan davranışlar nelerdir? Oruçluya neler yasaktır? oruçluya mekruh olan durumlar.

Oruçluya mekruh (yasak) olan şeyler.

ORUÇLU İÇİN MEKRUH OLAN DURUMLAR

1. Özürsüz olarak bir şeyi tatmak ve çiğnemek mekruhtur. Çünkü ağıza alınan bir şeyin yutulma tehlikesi vardır. Ancak kocanın kötü huylu olması halinde pişirilen yemeğin veya aldanma tehlikesi varsa satın alınacak bir gıda maddesinin tadına bakılabilir. Bu arada boğaza bir şey gitmemesi şarttır.

2. Oruçlu kimsenin önceden çiğnenmiş şekerli olmayan, beyaz, parçalanmaz bir sakızı çiğnemesi mekruhtur. Yeni bir sakızı çiğnemek ise caiz değildir. Çünkü sakız çiğneyen kimse toplum tarafından oruç tutmamakla itham edilebilir. Diğer yandan, günümüzde önemli miktarda tatlandırıcı karıştırılan sakızı ilk çiğnemede, bu şeker emilince oruç bozulur.

Erkekler için oruçlu bulunmadıkları zamanlarda da sakız çiğnemek çirkin görülmüştür. Ancak bir özür sebebiyle gizlice çiğnemeleri bunun dışındadır.

3. Eşiyle öpüşmek, ona sarılmak, kendisine güveni olmayan eş için mekruhtur. Çünkü bu davranış, orucu bozacak bir fiili işlemeye götürebilir. İlke olarak bir kimsenin eşiyle öpüşmesi oruca zarar vermez. Nitekim Hz. Âişe, Rasûlullah (s.a.s)’in oruçlu iken eşleriyle elleşip şakalaştığını ve öpüştüğünü nakletmiştir.[1] Ancak oruçlu kimsenin eşiyle çıplak oldukları halde sarılmaları, nefsinden güvende olsun veya olmasın mekruhtur. Buna “fâhiş mübâşeret” denir.

4. Damardan kan aldırmak veya hacamat yaptırmak gibi kişinin bünyesini zayıflatma ihtimali olan şeyleri yapmak mekruhtur. Bedeni güçsüz düşürmeyecekse mekruh olmaz. Ancak bunu iftardan sonraya geciktirmek daha uygundur.

5. Hanefîlerde çoğunluğa göre, oruçlunun yaş veya kuru misvakla dişlerini temizlemesinde bir sakınca yoktur. Ebû Yûsuf’a göre ise, su ile ıslatılmış misvakı kullanması mekruhtur.[2]

Ağız ve diş temizliği, yenen yemek veya içilen meşrubat kalıntılarının giderilmesi amacıyla yapılır. Sahur yemeğinden sonra misvak veya fırça ile ağız ve dişler iyice temizlendikten sonra, akşama kadar bu temizlik yeterli olabilir. Çünkü oruçlu kişinin ağzına, kirlilik yapan bir şeyin girmesi söz konusu olmaz. Üstelik her abdest alışında, ağzına üç kez su vermesi sünnettir. Oruçlu, özellikle diş macunlarındaki tatlandırıcı maddeleri yutmaktan sakınmalıdır.

Şâfilere göre zeval vaktinden güneşin batışına kadar misvak kullanmak mekruhtur. Delil şu hadistir: “Yemin olsun ki, oruçlu kişinin ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha üstündür” [3] Bu koku da zevalden sonraki zamanla ilgilidir. Çünkü öğleden önceki ağız kokusu yemeğin, zeval vaktinden sonraki ise ibadetin eseridir.[4]

6. Oruçlu kimsenin cünüp olarak sabahlaması veya gündüz uykusunda ihtilâm olması oruca zarar vermez. Ancak imkân olunca geceleyin yıkanmak daha faziletlidir. Çünkü bununla oruç ibadetine temiz olarak başlanmış olur.

7. Serinlemek için yıkanmak veya ıslak bir beze sarınmak Ebû Yûsuf’a göre oruca zarar vermez. Fetvaya esas olan bu görüştür. Çünkü bununla ibadete yardım edilmiş olur. Ebû Hanîfe’ye göre ise serinlemek amacıyla ağza burna su almak veya soğuk su ile yıkanmak mekruhtur.

8. Oruçlunun gül, misk ve esans gibi şeyi koklaması mekruh değildir. Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre, koku sürünmek ve özel olarak koklamak mekruhtur.[5]

9. Kan aldırmak veya hacamat yaptırmak orucu bozmaz, ancak oruçlunun direncini kırar ve güçsüz düşmesine yol açarsa mekruh olur. Hz. Peygamber’in ihramlı iken ve oruçlu bulunduğu sırada kan aldırdığı, hacamat yaptırdığı nakledilmiştir.[6]

Dipnotlar:

[1] İbn Mâce, Sıyâm, 19; Muvatta’, Sıyâm, 13; A. b. Hanbel, VI, 463.

[2] bk. İbn Âbidin, age, II, 153-155; Şürünbülâlî, age,s. 114 vd.; Zühaylî, age, II, 636 vd.

[3] Buhârî, Savm, 2, 9, Libâs, 78; Müslim, Sıyâm, 162-164; Tirmizî, Savm, 54; Nesâî, Sıyâm, 41-43.

[4] Şirbînî, Muğnî’l-Muhtâc, I, 431, 436.

[5] Şirbînî, age, I, 431, 436; İbn Kudâme, Muğnî, III, 106-110; Zühaylî, age, II, 638, 639.

[6] Buhârî, Tıbb,11, Sayd, 11, Savm, 22; Ebû Dâvud, Savm, 28, 29, 30; Tirmizî, Savm, 59, 61; İbn Mâce, Sıyâm, 18.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali, Erkam Yayınları

ORUÇLU İÇİN MÜSTEHAP OLAN DAVRANIŞLAR

Oruçlu İçin Müstehap Olan Davranışlar

ORUCUN TANIMI VE TARİHÇESİ

Orucun Tanımı ve Tarihçesi

ORUÇ TUTMANIN FAZİLETLERİ VE FAYDALARI

Oruç Tutmanın Faziletleri ve Faydaları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.