Nûr el-Ensâriyye (r. aleyhâ) Kimdir?
İbnü’l-Arabî Hazretleri’nin annesi Nûr el-Ensâriyye (r. aleyhâ) kimdir? Tasavvuf yolunda örnek bir sâliha hanım: Nûr el-Ensâriyye’nin (r. aleyhâ) hayatı ve mânevî mirası…
İslâm’ın güzîde hanımlarından Nûr el-Ensâriyye, Müslümanların ekseriyeti tarafından “Şeyhü’l-Ekber” (en büyük şeyh) olarak kabul edilen Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri’nin annesidir.
NÛR EL-ENSÂRİYYE (R. ALEYHÂ) KİMDİR?
Endülüs’te yaşamış sûfî bir hanım olan Nûr el-Ensâriyye’nin soyu, Peygamber Efendimizi Medîne’de misafir edip canlarıyla, mallarıyla kendilerini O’na adamış bulunan Ensâr’a dayanmaktadır.
Nûr Hanım, ilim tahsili ve sâlih amellerle bezediği gençlik yıllarının ardından Ali bin Muhammed ile evlenmiştir. Kocası Abbâsî Halifesi Müstencid-Billâh’ın kumandanıdır. Kocası Ali bin Muhammed, Kur’ân, hadis ve fıkıh ilimleri ile sürekli meşgul olan ve tevâzû libâsını üzerinden hiç çıkarmayan bir kimsedir.
Nûr el-Ensâriyye, Rabbimizin lütuf ve keremlerine mazhar olabilmek ve sâlihalar kervanına katılabilmek için çokça tâat ve ibadette bulunur, duâlar eder ve düzenli olarak dönemin sûfî hanımlarından olan Fâtıma bintü’l-Müsennâ el-İşbîliyye’nin sohbet halkasına katılırdı.
Fâtıma bintü’l-Müsennâ el-İşbîliyye ile hoca-talebe münasebetinin çok ötesinde bir ünsiyet kurmuş, aralarındaki muhabbet gıpta edilir hâle gelmişti. Katıldığı bu bereket ve feyz yüklü sohbet meclisleri Nûr el-Ensâriyye Hanım’ın gönlüne sürur, sadrına genişlik vesîlesi oluyordu.
Nûr el-Ensâriyye’nin kendi evi de âdeta huzur limanıydı. Eşiyle birlikte gece gündüz ilimle iştigal ediyorlar, irfan ehli olmak için ilimlerini amelleriyle destekliyorlardı. Bu iki ilim ehlinin en çok istedikleri şey ise, yine ilmiyle âmil olacak evlâtlar idi. Nitekim Hak Teâlâ bu isteklerine karşılık kendilerine büyük bir lütufta bulunmuş ve onlar için göz aydınlığı olacak evlâtlar nasip etmişti.
Özellikle Muhammed ibnü’l-Arabî dillere destan bir evlât oldu. Kızları Ümmü Sa‘d ve Ümmü Âlâ da hanım velîlerden sayılmıştır.
Evlâtlarına gözü gibi bakan Nûr Hanımefendi, onların üzerine titrerdi. Yavrularının dünyevî ve uhrevî ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır, onların en güzel şekilde yetişmesi için her türlü fedakârlığa katlanırdı. Böyle bir aile terbiyesiyle büyüyen Muhyiddin İbnü’l-Arabî küçük yaşlarında aldığı bir mânevî işaretle inzivâya çekilmiş ve kendisine mârifet kapıları açılmıştı.
Nûr el-Ensâriyye, kendisi hiç ihmal etmediği gibi, evlâtlarını da hocası Fâtıma bintü’l-Müsennâ el-İşbîliyye’nin sohbetlerine götürür, orada hizmette bulunmalarını sağlardı.
Fâtıma bintü’l-Müsennâ Hanım da İbnü’l-Arabî’deki cevheri çok kısa zamanda fark etmiş, onu mânevî evlâdı olarak kabul etmiş ve mânen yetişmesinde önemli bir rol üstlenmiştir.
İbnü’l-Arabî Hazretleri bu durumu şöyle anlatır:
“Ben, Fâtıma bintü’l-Müsennâ ile yetiştim. On sene onun sohbetlerine devam ettim. Dikkat ettim, hiçbir şey yemiyordu. İnsanlar yemek olarak evine bir şeyler getirse onlardan ölmeyecek kadar yerdi. Ben yanına oturduğumda yüzüne bakmaya utanır, hayâ ederdim. Doksan yaşının üzerinde olduğu hâlde kendisini gören daha genç zannederdi. Kendi hâlinde yaşardı. Dünya ile alâkası yoktu. Kimseden bir şey istemezdi. Bir ihtiyacı olduğunda Fatiha Sûresi’ni okumayı âdet edinmişti. Ne zaman böyle yapsa, Hak Teâlâ onun isteğini yerine getirirdi. Onun için kendi elimle hurma dallarından bir ev yaptım. Orada kalırdı. Huzuruna benden başka kimsenin girmesine müsaade etmezdi. Bunun sebebi kendisine sorulduğunda şöyle derdi:
«-Başkaları yanıma yarım olarak gelirler. Yani kendileri gelirler, fakat kalplerinde başka şeyler olur; işleri, dünyalıkları, evleri, âileleri de yanlarında gelmiş olur. Ancak Muhammed benim mânevî evlâdımdır. Gözümün nûrudur. Yanıma gelince kâmilen gelir, oturunca kâmilen oturur, yanımdan çıkınca da kâmilen çıkar. Usûl de budur.»”
Fâtıma bintü’l-Müsennâ Hanım, bir gün Muhyiddin-i Arabî Hazretleri’ne:
“-Ben senin mânevî annenim, Nûr ise normal annendir.” buyurdu.
Fâtıma Hanım, Nûr el-Ensâriyye’ye hitâben bir keresinde şöyle demiştir:
“-Ey Nûr! Muhyiddin benim evlâdımdır. Senin de (evlâdın olduğu hâlde) mânevî baban gibidir. Ona dikkat et ve kendisini üzme!..”
Bu tembihten sonra Nûr Hanım, İbnü’l-Arabî Hazretleri’ni öz evlâdından daha ziyade, muhterem ve büyük bir zât olarak gördü; ona bu şekilde hizmet edip hürmet gösterdi.
Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri de vâlidesi Nur el-Ensâriyye’yi çok sever, çok kıymet verir, el üstünde tutardı. Muhyiddin-i Arabî, meşhur eseri Fütûhât-ı Mekkiyye’de anlattığı rûhânî mîrâcında, vâlidesi Nûr el-Ensâriyye’nin mânevî değerini gösterecek kıymetli hatıralar paylaşmıştır.
Ömrünü Hak yolunda geçirip Muhyiddin İbnü’l-Arabî gibi büyük bir zâtı yetiştiren Nûr el-Ensâriyye Hanımı rahmetle yâd ediyor, mekânının Cennet, makamının âlî olması için rûhuna bir Fâtiha-i Şerîfe, üç İhlâs-ı Şerîf okumanızı istirham ediyoruz.
İstifade Edilen Kaynak: Selim Uğur - H. Erdem Uğur, Sâliha Hanımlar - 2, İstanbul 2020, 143-146.
Kaynak: Merve Güleç, Altınoluk Dergisi, Sayı: 473









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!