Namaza Engel Olmanın Ağır Vebali
Alak Suresi’nin ışığında, namaza mâni olmanın vebali ve Ebû Cehil örneği üzerinden yapılan önemli ikazlar.
İdareleri altındaki talebe veya çalışanların namaz kılmasına mâni olanlar, unutmamalıdır ki, namaza mâni olmak Ebû Cehil’in sıfatıdır.
KUR’AN’DA NAMAZA ENGEL OLANLARA YAPILAN UYARI
Mekke devrinde Rasûlullah Efendimiz’in Mescid-i Haram’da namaz kılmasına mâni olmaya çalışan Ebû Cehil hakkında Alak Sûresi’nde âyet-i kerîmeler nâzil olmuş ve bu İslâm düşmanı ağır şekilde tehdit edilmiştir:
“Namaz kılarken bir kulu (Peygamber’i, namazdan) menedeni gördün mü? (...)
Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, derhâl onu alnından (perçeminden), o yalancı, günahkâr (kişiyi) alnından (perçeminden) yakalarız (cehenneme atarız!)
O, hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın.
Biz de zebânîleri çağıracağız. Hayır! Ona uyma!
Allâh’a secde et ve (yalnızca O’na) yaklaş!” (el-Alak, 9-10, 15-19)
Çalışanlarının, talebelerinin veya emri altındakilerin namazına mâni olan kimseler, bu tehdidin muhtevâsına girmekten korkmalıdır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!