Millî Varlığımızı Tehdit Eden İfsat Hareketine “DUR!” Demeye Çağırıyoruz

Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, LGBT+ vb. milli ve manevi değerlerimizi tehdit eden sapkınlık ve ifsat hareketlerine dur demeye çağırıyor.

“Utanma!” diyerek yola çıkan küresel çapta bir fesat hareketinin, bütün dünyada hayasızca yürüttükleri bir kampanyaya şahit oluyoruz. Son derece cür’etli ve etkin bir dalga oluşturma adına, ellerindeki tüm vasıtaları harekete geçirmiş bulunuyorlar. Aileyi, nesli ve insana ait değerleri yıkma hedefiyle, sinsice yürüttükleri projelerinin, bugünlerde deşifre olmasından da son derece rahatsız oldukları anlaşılıyor. Arkasına gizlendikleri “Kadına şiddete ve tacize hayır maskesi”nin düşmesi, kendilerini hayli telaşlandırmış görünüyor.

Evet, kadına şiddete ve şiddetin her çeşidine bizler de hayır diyoruz. Kadına, erkeğe, çocuğa karşı işlenen şiddet ve taciz suçuna da hayvanlara ve hatta çevreye karşı işlenen suçlara da karşı olduğumuzu yüksek sesle ilan ediyoruz. Zira bizler millet olarak, hiçbir canı incitmemeyi ve kimseden incinmemeyi bir insanlık nişanı sayan Mevlana’ların, Yunus Emre’lerin ve Hacı Bektaş Velilerin irfanıyla yoğrulmuş Anadolu medeniyetinin çocuklarıyız… Aldığımız terbiye gereği  babamıza bir ise annemize üç kat daha fazla hürmet, hizmet ve saygı duyar, onları baş tacı ederiz. Din, kültür ve geleneğimize göre erkek ve kadın birbirinin hasmı ve rakibi değil, biri diğerinin tamamlayıcısı olan bir bütünün iki ayrı parçasıdır. Birbirinden bağımsız değil, biri diğerine muhtaç aile yuvasının iki temel ögesidirler.

Fıtrat mecrasından sapmış ve saptırılmış; iffet, namus, edeb ve hayadan yoksun LGBT+ vb. sapkınlık türleri, son derece masum hareketler gibi topluma sunulmaktadır. Şeytani bir akıl, İstanbul Sözleşmesi’ni herkesin ne anlama geldiğini kolayca anlayamayacağı “toplumsal cinsiyet eşitliği” ve “cinsel tercih/yönelim” gibi yaldızlı kelimelerle süsleyip bir ifsad metni haline dönüştürmüştür. Bu kelimelerin örtüsünü açtığınızda ailemiz ve neslimiz adına kurulan ifsat tuzağını fark etmek zor olmayacaktır. Az bir güruh istisna edilecek olursa, bu asil toplumda hiçbir kimse:

Oğlunun bir başka erkekle birlikte yaşamasına (gay)

Kızının lezbiyen olmasına,

Pedofili, zoofili, nekrofili, ensest gibi sapıklıklara asla rıza göstermeyecek; aksine bunlara karşı  büyük bir nefret duyacak ve tepki gösterecektir.

Güya kadına şiddeti engelleme maksatlı oluşturulduğu ifade edilen bir metin, bizim toplumumuza ifsat ve şiddet tohumlarından başka bir şey ekmemiş ve ekmeyecektir. Çözüm, aile ve nesli korumak adına adaleti esas alan kanuni düzenlemelerle şiddetin her türlüsüne karşı önlem almaktır.

Son günlerde duyarlı ve basiretli kişi ve kuruluşlarımızın bu konuda gösterdiği hassasiyeti destekliyor ve halkımızı aile ve nesline sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Polonya İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayıp onayladığı halde çıkma kararı almış ve İngiltere, Ukrayna, Macaristan gibi ülkeler de imzalamalarına rağmen uzun zamandır yürürlüğe koymamıştır.

Devlet ricalimizin de İstanbul Sözleşmesi ve uzantılarını en kısa sürede yürürlükten kaldıracağına inancımız tamdır.

Aziz Mahmut Hüdayi Vakfı

HÜDAYİ VAKFI'NDAN MİLLÎ VE AİLEVÎ DEGERLERİMİZİ İFSAT ETMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI AÇIKLAMA: “EDEB YÂ HÛÛ !!!”

Hüdayi Vakfı'ndan Millî ve Ailevî Değerlerimizi  İfsat Etmeye Çalışanlara Karşı Açıklama: “Edeb Yâ Hûû !!!”

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

  • BİZDE BİZDEEE , İstanbul sözleşmesi denen İfsat hareketine “DUR” diyor, açıklamayı destekliyoruz.

    İstanbul sözleşmesi denen İfsat hareketine “DUR” diyor, açıklamayı destekliyorum.

    Kesinlikle katılıyorum lakin KADEM'in #İstanbulSözleşmesi'ni savunması, Solcuların Oda TV sinin "yobazlara tokat" diye manşet attırıyorsa, bu faaliyetlerin hedefinde ne var varın gerisini de siz düşünün! Allah rızası için elimizden geldiğince istanbul sözleşmesinin ne kadar zararlı olduğunu tüm hassasiyeti olan müslüman kardeşlerimize aktaralım yoksa yarın çocuğunuz kendi cinsi ile lut kavmi gibi evlenmek istese ve siz müslüman bir aile olarak karşı çıkarsanız suç işlemiş sayılacaksınız çünkü istanbul sözleşmesi gereği bu hakkı onlara tanıyor. Sınırsız özgürlükler sapıklığı getirir islam insanların insanlarla olan ilişkisini sınırlandırmış ve bir insan karşı cinsiyle ancak nikah yoluyla ilişkiye girebilir bunun dışında haram olduğu hususunu ve önceki kavimlerin başına gelenlerinden bundan geldiğini hatırlatalım.

    #İstanbulSözleşmesiÖldürüyor
    #AileyiNesliToplumuKoru

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.