Kur’an Hikmetleri: Lokman Hekim’den İbn Arabî (k.s.)’ye İbret Dolu Kıssalar

Lokman Hekim’den Hz. Süleyman’a (a.s.), İbrahim b. Edhem Hazretleri’nden Hak dostlarına uzanan ibretli kıssalar… Kur’ân, insana fânî olana aldanmamayı, ebedî izzete açılan yolu göstermeye devam ediyor.

Bilesin ki her ne kadar kâfirler Kur’an’dan ve onun haber verdiği öldükten sonra diriltme ve yapılanların karşılığının verilmesinden şüphe içinde olsalar da âdil karar ve hüküm verme mutlaka olacaktır.

LOKMAN (A.S.)’IN ÖLÜM VE DİRİLİŞ ÜZERİNE HİKMETLİ ÖĞÜDÜ

Rivâyet edilir ki Lokman (a.s.) oğluna öğüt verdi ve şöyle dedi:

“Oğulcuğum eğer ölümden şüphen varsa kendinden uykuyu uzaklaştır. Buna gücün yetmez. Tekrar diriltilmekten şüphen varsa, uyuduğunda kendinden uyanmayı uzaklaştır. Buna da gücün yetmez. Sen bunları düşününce nefsinin başkasının elinde olduğunu bilirsin. Çünkü uyku ölüm, uykudan uyanmak da öldükten sonra dirilme yerindedir.

Kul Mevlâsını tanıyınca, O’nun emrini kabul eder. Bu sayede de asla sona ermeyen bir izzete nail olur. Bu, yanında dünya izzetinin küçük kaldığı âhiret izzetidir.

HZ. SÜLEYMAN (A.S.) VE DÜNYA MÜLKÜNÜN ASIL DEĞERİ

Rivâyet edilir ki bir âbid Süleyman (a.s.)’ı hükümdarlık izzeti içinde gördü. Ona:

“Ey Davud’un oğlu, Allah sana büyük bir mülk vermiş.” dedi. Süleyman (a.s.) :

“Bir tesbih, Süleyman’ın içinde bulunduğu bu mülkten daha hayırlıdır. Çünkü tesbih kalıcıdır. Süleyman’ın mülkü ise fânidir.” dedi.

Bir tesbih Süleyman (a.s)’ın mülkünden efdâl olunca ilâhi kitapların efdâli olan Kur’an’ı tilâvet etmenin mükâfat ve üstünlüğünü var sen düşün.

KUR’ÂN TİLÂVETİNDE ÜÇ DUYU İLE ZİKİR: İBN ARABÎ’NİN (K.S.) TAVSİYESİ

Muhyiddin İbn-i Arabi (k.s.) el-Fütühatü’l-Mekkiyye’de der ki: “Kur’an okuyan kimseye kırâatini cehren yapması, elini ayet üzerine koyarak onu izlemesi müstehaptır. Böylece dil sesi yükseltmekten, göz bakmaktan, el de dokunmaktan nasibini alır. Şeyhlerimizden üçü Kur’an’ı böyle tilâvet ederdi. Onlardan biri de Abdullah b. Mücâhid’dir.”

Şu halde akıllıya gereken, zikirlerle ve Kur’an tilâvetiyle cennetlerin en yüksek derecelerine ulaşmaya çalışmaktır. (13. Cilt, sayfa 129)

KUR’ÂN İLE YÜKSELMENİN SIRRI: ÂLİMLERİN HAYATINDAN MİSALLER

İmam Züfer (r.h.)’ın ömrünün son iki senesini Kur’an’ı öğreterek ve tilâvet ederek geçirdikten sonra vefat ettiği söylenir. Zamanının ileri gelenlerinden birisi onu rüyasında görünce Züfer (r.h.) kendisine: “O iki sene olmasaydı Züfer helâk olmuştu.” demiştir. (10. Cilt, sayfa 159)

KUR’ÂN’A BAĞLANMADAN HAK TEÂLÂ’YA YAKLAŞMAK MÜMKÜN MÜ?

Sehl b. Abdullah derki: “Kur’an’a sarılmadıkça hiç kimse Allah’a bağlanamaz. Allah Rasûlüne bağlanmadıkça da Kur’an’a bağlanamaz;  İslâm’ın temel prensiplerini yerine getirmedikçe de Allah Rasûlüne bağlanamaz.

Rivâyet edilir ki Malik b. Dinar şöyle demiştir: “Ey Kur’an hamilleri! Kur’an sizin kalplerinize ne ekti? Çünkü bereketli yağmur yeryüzünün baharı olduğu gibi, Kur’an da mü’minlerin baharıdır.”

FİTNELER İÇİNDE KURTULUŞ REHBERİ: ALLAH’IN KİTABI

Hazreti Ali (r.a.)!den rivâyet edilmiştir: “Rasûlullah sallallâhu aleyi ve sellem’i “Fitne çıkacak”  derken işittim. “Bundan çıkış yolu nedir ya Rasûlallah?” dedim. “Allah’ın kitabıdır. Onda önceki ümmetlerin kıssaları, sizden sonrakilerin haberleri ve aranızda meydana gelen olayların hükümleri vardır. O ilimdir şaka değil, doğruyu yanlıştan ayıran kesin sözdür. Âlimler ona doymazlar O Allah’ın sağlam ipidir, hikmetli zikirdir, dosdoğru yoldur. Ona dayanarak konuşan doğru söyler. Onunla hükmeden âdil olur. Onunla amel eden ecir alır. Ona dâvet eden dosdoğru yolu göstermiş olur.” buyurdu. (Dârimȋ, Fedâilü’l Kur’an, 1; Müsned, 1, 9)

İBRÂHİM B. EDHEM’İN (K.S.) UYANIŞI: FÂNÎDEN BÂKÎYE YÖNELİŞ

Bilesin ki Kur’an nasihatlerinden öğüt almak, kulu dâimȋ saâdete erdirir ve nefsânȋ hazlardan da kurtarır. Hikâye edilir ki İbrâhim b. Edhem bir gün nâil olduğu mülke ve nȋmetlere sevindi. Sonra rüyasında bir kişinin kendisine bir kitap verdiğini gördü. Kitapta şöyle yazılıydı: “Fânȋyi bâkȋye tercih etme ve mülkümle de aldanma. Yok olacak olmasa, içinde bulunduğun nȋmet çok büyük. Allah’ın emrine tâbi olma konusunda acele et. Çünkü Allah Teâlâ: “Rabbinizin mağfiretine ve cennetine koşun.” (Âli İmran, 3/133) buyuruyor. İbrâhim b. Edhem korku içinde uyandı ve: “Bu Allah’tan tenbih ve öğüt, hidâyet ve rahmettir.” dedi. Bunun üzerine Allah’a tevbe edip tâatla meşgul oldu. (10. Cilt, sayfa 425-426)

Kaynak: Ahmet Başer, Altınoluk Dergisi, Sayı: 478

İslam ve İhsan

DÖRT NEBEVÎ KISSA

Dört Nebevî Kıssa

PEYGAMBER KISSALARI

Peygamber Kıssaları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.