Kudüs Turlarında İki Doz Aşı ve Pcr Testi Şartı Aranacak

Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Remzi Bircan, iki doz BioNTech ve Sinovac aşısı olmuş, son 72 saatte PCR testi negatif çıkanların Kudüs turlarına katılabileceğini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Remzi Bircan, Başkanlık olarak vatandaşlara doğru ve sahih bilgi vermek amacıyla 2015 yılından bu yana Kudüs turlarını düzenlediklerini ancak Kovid-19 salgını nedeniyle bir buçuk senedir turları yapamadıklarını anımsattı.

Müslümanların Mekke, Medine ve Kudüs'e gitme hasretinin olduğunu vurgulayan Bircan, "İlgili devlet, Kudüs ziyaretlerini pandemi şartları çerçevesinde açtı. Biz de bundan hareketle hemen bir pozisyon alarak Kudüs turlarını başlatmaya karar verdik." dedi.

Tura katılanlara üç gece dört gündüz konaklama, üç öğün de yemek yeme imkanı sağlayacağını bildiren Bircan, "İstanbul'dan Kudüs'e yapılan yolculuklarda iç transferler ücretsiz olacak. Bunun yanında daha önce Kudüs'e gitmiş ve Kudüs tarihi hakkında bilgi sahibi olan uzman rehberlerimiz öncülüğünde hizmet verilecek." diye konuştu.

Kudüs turlarının sadece bir seyahat olmadığını aynı zamanda din hizmeti olduğunu ifade eden Bircan, "Vatandaşlarımıza ekonomik ve normal tur seçenekleri sunduk. Vatandaşlarımız bütçesine uygun turu seçecek ve Kudüs ziyaretini gerçekleştirecek. Tura katılacaklara Kudüs'le ilgili yüz yüze ve çevrim içi eğitimler verilecek. Eğitimlerde Kudüs tarihi, Mescid-i Aksa'nın şu anki durumu gibi konular işlenecek." ifadesini kullandı.

Kudüs turlarının salgın tedbirleri içinde gerçekleştirileceğini aktaran Bircan, "İki doz BioNTech ve Sinovac aşısı olmuş ve son 72 saatte PCR testi negatif çıkanlar Kudüs turlarına katılabilecek. Kudüs'teki havalimanında da tekrar PCR testi verilecek." açıklamasında bulundu.

Tura katılanlara Kudüs ve Mescid-i Aksa rehber kitapçığının verileceğini kaydeden Bircan, "Tura katılacak vatandaşlara maske ve dezenfektan gibi ürünlerden oluşan hijyen seti verilecek. Ayrıca, seccade, Kur'an-ı Kerim gibi hediyelerimiz olacak. Tarihi mekanları ziyaret etmede herhangi bir kısıtlama olmayacak. Sadece sosyal mesafe kurallarına dikkat etmek yeterli olacak. Herhangi bir güvenlik endişesi yok. Devletimiz ve Başkanlığımız güvencesinde turlar yapılacak inşallah." dedi.

Kaynak: Diyanet Haber
PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.